Takipsizlik kararı, İzmir'de 29 Aralık 2025'te kaybolan Mihriban Yılmaz'ın öldürülmesine ilişkin İzmir Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma kapsamında elde edilen yeni bulgular üzerine kaldırıldı.
Mihriban Yılmaz cinayetinde suçunu itiraf eden Fatih İnan tutuklandı. Fatih İnan'ın, kardeşi Ö.İ. ile amcası K.İ. arasındaki telefon yazışmaları polis ekiplerince incelemeye alındı. İddianamede, amca K.İ.'nin mesajlarında yer alan, "Eskisinden korkmuyorum-bundan korkuyom" ve "İnşallah bundan bir şey çıkmaz da eskisi sıkıntı değil" şeklindeki ifadelere Ö.İ.'nin "Ses etmeyin" yanıtını verdiği, bu görüşmelerdeki 'eski' olayın Sarıgül'ün ölümü olduğunun değerlendirildiği kaydedildi.
Elde edilen deliller ışığında Manisa Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 4 Eylül 2026’da iddianame hazırlandı. İddianamede, sanık Fatih İnan'ın Naile Büşra Sarıgül'e cinsel saldırıda bulunduğu, ardından bu durumu gizlemek ve olaya iş kazası görünümü vermek amacıyla maktulü yüksekten iterek düşürdüğü iddia edildi. Fatih İnan'ın 'nitelikli cinsel saldırı' ve 'nitelikli kasten öldürme' suçlarından cezalandırılmasının talep edildiği dosyada, kardeşi Ö.İ. hakkında ise 'yargı görevini yapanı etkileme' suçundan kamu davası açıldı. Manisa 2. Ağır Ceza Mahkemesinde bugün görülmeye başlanan dava, sanık savunmalarının alınması ve tanıkların dinlenmesinin ardından 12 Ocak 2027’ye ertelendi.
Davanın ilk duruşmasının ardından maktul Naile Büşra Sarıgül'ün ailesi ve avukatı adliye önünde gazetecilere açıklamalarda bulundu. Sarıgül ailesinin avukatı Aleyna Altar, 2023 yılında yaşanan olayın ardından tüm itirazlarına rağmen dosyanın kapatıldığını belirterek, Mihriban Yılmaz dosyasında ortaya çıkan yeni deliller ışığında yargılamanın bugün yeniden başladığını belirtti. İlk duruşmada sanık Fatih İnan'ın tutukluluk halinin devamına karar verildiğini aktaran Avukat Altar, sanığın savunmasındaki iddialara tepki gösterdi. Avukat Altar, "Sanık tarafından rızai bir cinsel birliktelikten bahsedildi ancak bugün sunulan tanık beyanlarıyla da ifade edildiği üzere geriye dönük böyle bir birliktelik olmadığı ortaya kondu. Konuyla ilgili beyanlar gerçeği yansıtmamaktadır. Dosyaya yazılı olarak gerekli itirazlarımızı yapacağız. Ortaya çıkamayan bazı gerçekler var. Süreci takip ediyoruz ve adaletin tecelli etmesini bekliyoruz" diye konuştu.
'SUÇLULARA EN AĞIR CEZANIN VERİLMESİNİ İSTİYORUZ'
Anne Seher Yaldız (54) ise kızıyla ilgili ortaya atılan iddiaları reddederek, suçluların cezalandırılmasını talep etti. Yaldız, "Benim kızım çok neşeliydi. 'Aile sorunları varmış' dediler, hiçbir şey yoktu. Hayat dolu biriydi. Adaletin yerini bulmasını ve suçluların en ağır cezaya çarptırılmasını istiyoruz" ifadelerini kullandı.
Kızını kaybetmenin acısını yaşayan Ercan Yaldız (58) da hukuki süreçte yaşananlara sitem etti. Evladını kaybettikten sonra dosyanın önce kapatılıp ardından tekrar açıldığını hatırlatan Yaldız, "Bir baba olarak, bir ana olarak ne düşünebiliriz? Adaletin yerini bulmasını istiyoruz. Hakimlerin, savcıların görevini yapmasını bekliyoruz" dedi.



