Buse Güngör | CNNTurk.com Muhabiri
Avrupa ülkelerinin vatandaşlarına en az üç günlük acil durum stoku hazırlamaları yönündeki çağrılarının ardından ABD'den de dikkat çeken bir hazırlık adımı geldi. Pentagon'un, büyük askeri üslerin dışarıdan elektrik, yakıt, su ve malzeme desteği almadan 90 gün boyunca faaliyet gösterebilmesini hedefleyen planı, küresel güvenlik tartışmalarını yeniden gündeme taşıdı.
Siber saldırılar, kritik altyapılara yönelik tehditler ve küresel krizler, ülkelerin savunma stratejilerini yeniden şekillendiriyor. Peki, dünya yeni bir savaş dönemine mi giriyor? Geleneksel savaşların yerini siber savaşlar mı alıyor?
Rusya-Ukrayna Savaşı Sonrası Hazırlık Çağrıları Arttı
Doç. Dr. Şuay Nilhan Açıkalın, ülkelerin vatandaşlarına yönelik acil durum hazırlığı çağrılarının özellikle Rusya-Ukrayna Savaşı'nın başlamasının ardından farklı dönemlerde gündeme geldiğini belirtti. Almanya'nın savaşın hemen ardından toplumun hazırlıklı olması gerektiğine yönelik açıklamalar yaptığını hatırlatan Açıkalın, İngiltere'nin de bu çağrıları sık sık dile getiren ülkelerden biri olduğunu söyledi. Açıkalın, bunun nedenlerinden birinin Rusya ile Batı arasındaki gerilim olduğunu ifade etti.
Dünyanın uzun süredir hem konvansiyonel hem de hibrit tehditlerin bulunduğu bir çatışma ortamında olduğunu vurgulayan Açıkalın, ülkeler arasında doğrudan sıcak çatışma yaşanmasa bile siber tehditlerden yer altındaki stratejik minerallere kadar birçok alanda ciddi bir rekabet ve çatışma bulunduğuna dikkat çekti. Bu süreçte ülkeler arasındaki dengelerin ve tarafların zaman zaman değiştiğini belirten Açıkalın, Batı'nın NATO çerçevesinde yeni bir dönüşüm yaşadığını, özellikle Avrupa Birliği ülkelerinin Rusya-Ukrayna Savaşı'nın etkisiyle tehditleri daha güçlü hissettiğini dile getirdi.
Siber Saldırılar Geleneksel Savaşlardan Daha mı Etkili?
Doç. Dr. Samet Zenginoğlu, son dönemde yaşanan siber güvenlik olaylarının gelecekte insan yaşamını etkileyebilecek tehditlerin boyutunu ortaya koyduğunu söyledi. Zenginoğlu, Avustralya'da devletin teknik altyapılarına sızıldığına ve bazı devlet bilgilerinin yanı sıra kişisel verilere erişildiğine ilişkin haberleri hatırlattı. Türkiye'de de Siber Güvenlik Başkanlığı tarafından yapılan bir açıklamayla gündeme gelen teknik temelli siber saldırıya dikkat çekti.
Bir Amerikalı iş insanının, yapay zekânın mevcut gelişim hızının devam etmesi hâlinde bir milyar insanın hayatını kaybedebileceğine ilişkin açıklamasını da değerlendiren Zenginoğlu, bu örneklerin birlikte ele alınması gerektiğini belirtti. Gelecekte insanlığı etkileyecek tehditlerin yalnızca geleneksel savaşlarla sınırlı kalmayacağını ifade eden Zenginoğlu, siber saldırıların ve hibrit savaşların çok daha etkili olabileceğini söyledi.
Zenginoğlu, insanların adeta distopik bir geleceğe hazırlandığını belirterek bankacılık ve ticari sistemlere erişimin sona ermesi durumunda küresel ekonomik düzenin ciddi zarar görebileceğine dikkat çekti. Yapay zekânın tartışıldığı bir dönemde Avrupa'da insanların sığınaklara yönelik hazırlık yapmasının da çağın önemli çelişkilerinden biri olduğunu ifade etti.
Savaşın Şekli Değişti Ama Sıcak Çatışmalar Bitmedi
Geleneksel savaşların geride kalıp kalmadığı sorusunu yanıtlayan Doç. Dr. Şuay Nilhan Açıkalın, Ukrayna-Rusya Savaşı başta olmak üzere devam eden çatışmaların sıcak savaşın önemini koruduğunu gösterdiğini belirtti. Açıkalın, siber saldırılar ve hibrit tehditler öne çıksa da sahadaki savaşların sona ermediğini vurgulayarak, “Savaş şekli tamamen değişmedi ama çeşitlendi” değerlendirmesinde bulundu.
Siber saldırıların günlük yaşamı ve toplumsal güvenliği doğrudan etkileyebildiğini belirten Açıkalın, bu saldırıların daha hızlı, daha düşük maliyetli ve bazı durumlarda daha etkili olabildiğini söyledi. Açıkalın, uzaktan gerçekleştirilebilen bir siber saldırının sahadaki askerî operasyonlara kıyasla insan kaybı ve askerî kaynak kullanımı açısından farklı sonuçlar doğurduğunu ifade etti. Bununla birlikte devletlerin siber tehditlere karşı geliştirdiği yöntemlerin ve müdahale hızlarının da ilerlediğine dikkat çeken Açıkalın, yalnızca tehditlere odaklanarak aşırı karamsar bir tablo çizilmemesi gerektiğini belirtti.
Doç. Dr. Samet Zenginoğlu, büyük çaplı bir siber saldırının sonuçlarını üç temel başlıkta değerlendirdi. İlk olarak, saldırıya uğrayan devletin güvenlik ve istihbarat birimlerinin alarma geçeceğini belirten Zenginoğlu, hangi bilgilere erişildiğinin ve hangi sistemlerin etkilendiğinin tespit edilmesinin önemli bir güvenlik sorunu oluşturacağını söyledi.
İkinci olarak, siber saldırıların yalnızca hedef alınan ülkeyle sınırlı kalmayabileceğine dikkat çekti. Telekomünikasyon ağları, ticari sistemler, ekonomik altyapılar ve bankacılık sistemlerinin birbirine entegre olduğunu hatırlatan Zenginoğlu, bir ülkeye yönelik saldırının çevresindeki diğer ülkeleri de doğrudan veya dolaylı olarak etkileyebileceğini ifade etti.
Üçüncü başlıkta ise vatandaşların günlük yaşamını etkileyen kesintiler ve kişisel verilerin ele geçirilmesi yer aldı. Zenginoğlu, insanların bir sabah uyandıklarında cep telefonlarından bilgisayarlara kadar teknolojik cihazların çalışmadığını ve bunun nedenini bile bilmediklerini varsaymaları gerektiğini belirtti. Elektronik sistemlere dayalı ekonomik düzenin böyle bir durumda ciddi sorunlarla karşılaşabileceğini vurguladı.
Telefonlar ve Bilgisayarlar Çalışmazsa Ne Olur?
Elektronik sistemlerin devre dışı kalmasının günlük yaşam üzerindeki etkilerine dikkat çeken Zenginoğlu, Avrupa ve Amerika gibi ekonomik faaliyetlerin büyük ölçüde dijital altyapılara dayandığı bölgelerde temel ihtiyaçların öneminin artacağını söyledi. Zenginoğlu, böyle bir senaryoda su ve ekmek gibi temel ihtiyaçların stoklanması gerektiği yönündeki çağrıların göz ardı edilmemesi gerektiğini ifade etti.
Kişisel verilerin ele geçirilmesinin de önemli bir tehdit olduğunu belirten Zenginoğlu, devletlerin bu tür saldırılara karşı koruma mekanizmaları geliştirdiğini ve saldırılara yanıt vermeye çalıştığını söyledi. Yapay zekânın gelişimiyle birlikte sistemlerin ne ölçüde kontrol edilebileceği ve hangi noktalara kadar erişebileceği konusunda da belirsizlikler bulunduğunu dile getirdi.
Zenginoğlu, bir yandan Yemen'deki Husilerin saldırıları gibi geleneksel çatışmaların yaşandığını, diğer yandan İngiltere'de insanların sığınma alanları ve temel ihtiyaç stokları konusunda hazırlık yapmaya yöneldiğini belirterek, bu iki gelişmenin dünyanın karşı karşıya olduğu güvenlik tablosunun farklı boyutlarını ortaya koyduğunu ifade etti.
Uzmanların değerlendirmelerine göre, ülkelerin acil durum stokları ve kritik altyapıların dayanıklılığı konusunda attığı adımlar, güvenlik anlayışının yalnızca askerî savunmayla sınırlı kalmadığını gösteriyor. Siber saldırılar, kişisel verilerin ele geçirilmesi, bankacılık ve iletişim sistemlerinin devre dışı kalması gibi riskler, modern toplumların karşı karşıya olduğu tehditler arasında yer alıyor. Ancak uzmanların da vurguladığı gibi, siber savaşların etkisi artarken geleneksel savaşlar önemini koruyor. Yeni dönemde ülkeleri bekleyen temel sınav, hem sahadaki askerî tehditlere hem de dijital altyapıları hedef alan saldırılara karşı hazırlıklı olabilmek olacak.




