Görme bozukluğunun en önemli nedenlerinin başında düzeltilmemiş kırma kusurları; yani miyopi, hipermetropi, astigmatizma ve katarakt geliyor. Ayrıca diyabet, hipertansiyon ve kalp-damar hastalıkları da göz sağlığımızı bozabiliyor. Gen tedavileri, yapay retina ve yeni nesil ilaçlar da umut veriyor. Medicana Ataköy Hastanesi’nden Prof. Dr. Kazım Devranoğlu ve İstanbul Florence Nightingale Hastanesi’nden Prof. Dr. Osman Şevki Arslan’a görme kayıplarını ve bu konudaki gelişmeleri sorduk.
◊ Görme bozukluğunun en önemli nedenleri miyopi, hipermetropi, astigmatizma ve katarakt. Diyabetik retinopati (retina hasarı), glokom (göz tansiyonu) ve makula (retinanın merkezindeki hassas bölge) dejenerasyonu (sarı nokta hastalığı) önemli nedenler arasında. Gözün retina ve optik sinir bölgesi damar sistemiyle yakın ilişkili. Yani sistemik damar hastalıkları göz sağlığını doğrudan etkileyebiliyor. Diyabetle birlikte yüksek tansiyon ve yüksek kolesterol varsa retina hasarı riski olabiliyor. Dünya Sağlık Örgütü’ne göre bugün dünyada en az 2,2 milyar kişi yakın veya uzak görme bozukluğu yaşıyor, bunun yaklaşık 1 milyarı önlenebilir veya tedavi edilmemiş.
◊ Yaşla birlikte katarakt, göz tansiyonu, sarı nokta ve bazı retina hastalıklarının görülme sıklığı artıyor. Ayrıca 40’ların ortalarından itibaren yakına odaklanma yeteneğinin azalması (presbiyopi) neredeyse evrensel... Ama bütün görme sorunlarını yaşa bağlayamayız. Göz tansiyonu veya sarı nokta hastalığı erken dönemde sessiz ilerleyebiliyor.
◊ Göz hastalıklarının önemli bir bölümü önlenebilir ya da erken tanıyla kontrol altına alınabilir. Kırma kusurlarındaysa çoğu zaman gözlükle problem çözülebilir. Düzenli retina kontrolleri, kan şekeri, tansiyon ve kolesterolün ölçülmesi görme kaybı riskini azaltabilir. (Prof. Dr. Kazım Devranoğlu)
YAKINI GÖREMEYEN, UZAĞI DAHA İYİ Mİ GÖRÜR?
◊ Tam olarak böyle değil. Miyop kişiler genellikle uzağı net göremez ama yakını daha iyi görebilir. Ancak özellikle yüksek hipermetropide hem uzak hem yakın etkilenebilir; astigmatizma da her iki mesafede bulanıklık yapabilir. Ayrıca yaşla birlikte başlayan yakın görme bozukluğu; miyop, hipermetrop ve astigmatizması olan kişilerde de gelişebilir. (Prof. Dr. Osman Şevki Arslan)
◊ Uzun süre ekrana bakmak göz yorgunluğu, kuruluk, yanma, baş ağrısı ve geçici bulanıklığa yol açabilir. Ancak yetişkinlerde kalıcı göz hasarına neden olduğu söylenemez. Ofis çalışanlarına 20-20-20 kuralı yararlı olabilir. 20 dakika ekran kullanımından sonra 20 saniye ara vererek 20 fit (6 metre) uzağa bakılabilir. Çocuklarda uzun süre ekrana bakmak ve kapalı ortamda olmak miyopi riskini artırabilir. 2-5 yaş arasında ekran süresi günde yaklaşık 1 saatle sınırlandırılmalı, büyüdükçe de kontrol bırakılmamalı. (Prof. Dr. Osman Şevki Arslan)
◊ Göz merceği yaş ilerledikçe esnekliğini kaybeder ve yakına odaklanma kapasitesi azalır. Göz egzersizleriyle merceğin yaşlanmasını durdurabileceğimize ilişkin bilimsel kanıt yok. Egzersizler göz yorgunluğu hissini azaltabilir. Ancak yaşa bağlı yakını görememenin biyolojik nedenini ortadan kaldırmaz. Bugün bunun için gözlük, kontakt lens, cerrahi seçenekler ve bazı ilaç tedavileri kullanılabiliyor. (Prof. Dr. Kazım Devranoğlu)
◊ ABD’de yaşa bağlı yakını görememenin tedavisi için bir göz damlası onaylandı. Etki süresi 10 saat. Türkiye’de henüz kullanılmıyor.
◊ Yapay retina ve beyin-göz arayüzlerinde önemli gelişmeler var. Geçen yıl PRIMA adı verilen bir implantla ilerlemiş kuru tip sarı nokta hastalarında (ileri kuru tip makula dejenerasyonu) anlamlı iyileşmeler bildirildi. Henüz klinik uygulamadan oldukça uzakta.
◊ Retina hastalıklarında anti-VEGF (Gözdeki anormal yeni kan damarlarının büyümesini durdurmak için kullanılan bir göz içi enjeksiyon yöntemi) tedavileri görme kaybını önlemede önemli bir adım oldu.
◊ Gen tedavisi kalıtsal retina hastalıklarında gerçek bir klinik tedaviye dönüştü (etken maddesi voretigene neparvovec). CRISPR ve gen düzenleme de başka bir adım. EDIT-101 gibi çalışmalar belirli bir genetik hatanın doğrudan düzeltilmesinin insanlarda test edilebildiğini gösterdi. (Prof. Dr. Kazım Devranoğlu)
◊ Sebze ve meyveden zengin, dengeli beslenmek önemli. Koyu yeşil yapraklı sebzelerdeki lutein ve zeaksantin retina hasarını engelleyen ve göz sağlığını koruyan bitkisel renk pigmentleri... Ispanak, brokoli, pazı, karalahana, yabanmersini ve yumurta sarısı bu bileşenler açısından zengin. Renkli sebze ve meyveler antioksidan, balıksa omega-3 açısından değerlidir. Takviyeler herkese önerilmemeli; bazıları belirli evredeki sarı nokta hastalığının ilerlemesini yavaşlatmak için kullanılabilir. (Prof. Dr. Osman Şevki Arslan)
ZAYIFLAMA İLAÇLARI GÖRME KAYBINA YOL AÇAR MI?
◊ Özellikle semaglutid içeren GLP-1 ilaçlarının (zayıflama ilaçları) göz sinirini etkileyen ve ani görme kaybına yol açabilen NAION adlı durumla ilişkisi araştırılıyor. Bazı çalışmalarda risk artışı görülse de sonuçlar henüz kesin değil. Bu nedenle GLP-1 ilaçlarının genel olarak görme kaybına yol açtığını söylemek doğru olmaz. Bu grup ilaçlara başlamadan önce ve kullanımı boyunca düzenli göz kontrolleri önerilir. (Prof. Dr. Osman Şevki Arslan






