Murat Ceylan Wish metal-rock tarzındaki ‘İyi Köpek’in ardından yeni şarkısı ‘Kanlı Aşk’ı yayımladı. Müzik onun için yeni bir alan değil. Küçük yaşlardan itibaren müzik eğitimi alan Ceylan’ın daha önce yayımladığı ‘Quiet Symphony’ adlı İngilizce bir albümü de var. Cihangir’de buluşup tam röportaja başlayacakken yanımızdan geçen şarkıcı Teoman’ın ona dönüp “Çok beğendim şarkını” demesi de günün küçük sürprizi oluyor. Murat Ceylan Wish’le müzik kariyerini, ‘Survivor Türkiye’yi ve sporla kurduğu ‘ilişki’yi konuştuk.
◊ ‘İyi Köpek’ nasıl ortaya çıktı? Şarkının merkezinde nasıl bir duygu var?
Albümün konseptini tarif eden bir parça... ‘İyi Köpek’ alışkanlıklarımız, bağlılıklarımız ve görünmez tasmalarımızla ilgili. O tasmaları çıkarmaya teşebbüs etmek gibi bir hikâyesi var.
◊ ‘Kanlı Aşk’ta “Yaklaşınca kaçıyorum/Uzakken seni arıyorum” diyorsunuz. İnsan neden istediği kişiden kaçar?
İnsan bazen en çok istediği şeyden kaçar. Gerçekten istediğin bir şey sana yaklaştığında, artık onun hayalini değil gerçeğini yaşamak zorunda kalırsın. Çok insani bir çelişki bu. Uzakken birini istediğin kadar idealize edebilirsin; özlersin, kafanda büyütürsün. Ama yaklaştığında savunmasız kalmaya başlarsın. ‘Kanlı Aşk’ da zaten benim için yalnızca iki kişi arasındaki romantik bir hikâye değil. Adındaki ‘kan’ bile doğrudan şiddeti anlatmıyor; daha çok insanın içine işlemiş, artık kendisinden ayıramadığı bir şeyi temsil ediyor. Sevgiyle zarar vermenin, istemekle kaçmanın, tutmakla bırakmanın birbirine karıştığı bir yer.
◊ Rap ve arabeskin öne çıktığı bu dönemde rock ve metal ağırlıklı bir parçayla çıkmak sizce risk değil mi?
Risk aldığımı düşünmüyorum. Müzik de moda gibidir. Kendini tekrar eder, bir döngüsü vardır. İnsanlarda geçmişe özlem çok arttı. Türkiye’nin 80’lerde, 90’larda ve 2000’lerin başında yaşadığı müzikal zirveye çok büyük bir açlık olduğunu düşünüyorum.
◊ ‘Survivor’la tanınmak müzisyen olarak ciddiye alınmanız konusunda üzerinizde baskı yarattı mı?
Yaratmadı. Bir realitedir bu. Toplumun çoğu beni televizyondan tanıdığı için ilk mesleğimi o sandı. Ama kim olduğumu araştırırlarsa müzik benim ana işim. Televizyon ikinci işimdi. Paramı televizyondan, şöhretimi televizyondan kazandım. Hayatımı idame ettirip ayaklarımın üstünde durunca sevdiğim tutkuma, müziğime geri dönebilecek konfor alanını yarattım. Televizyondan kazandığım tüm paramı müzikte dibine kadar harcamaya hazırım.
◊ Müzik geçmişiniz sandığımızdan çok daha eski. Nasıl başladı?
İki yaşımdan beri piyanonun başından kalkmayan bir adamım. İstanbul Devlet Konservatuvarı profesörlerinden Ergican Saydam’ın özel öğrencisiydim. Absolut kulağım var; çevremizdeki seslerin hangi nota olduğunu duyabiliyorum. Çok hızlı parça ve armoni yazabiliyorum.
◊ Formunuzu korumak için neler yapıyorsunuz?
Yedi günün altısında spora gidiyorum. Şu anda ikinci klip için bir boks ringinde çalışıyorum. Doğru beslenirim, dengeli yaşarım. Tatlı hiç sevmem, glüten hiç tüketmiyorum. Ekmek de haftada belki bir kere ya yerim ya yemem.
◊ Spor sizin için bağımlılığa dönüşmüş olabilir mi?
Spor doktorum bana “Spor seni enerjik ve mutlu yapıyor” dedi. Spora gitmediğim zaman agresif oluyorum. Ben o adam değilim.
◊ Spor dışında nelerle ilgilenirsiniz? Örneğin koleksiyon yaptığınız şeyler var mı?
Var, araba... Var da belli etmem. Bir Porsche koleksiyonu yapmaya başladım.
Kız arkadaş şu anda beni yavaşlatır. Bir ilişkiye ayıracak vaktim yok. Ufak tefek flörtlerimiz oluyor, o kadar da mağaraya kapatmıyoruz kendimizi. Şu anda işime çok konsantreyim.
Globalde de adım rahat anlaşılsın istedim. Murat ‘istek, dilek’ demek, wish de dilek demek. İkisi eşanlamlı olduğu için ‘Wish’i kullanıyorum. Türkiye’de tabii ki Murat.
Aklımda ‘Bring Me the Horizon’ grubunun İngiliz senfoni orkestrasıyla gerçekleştirdiği gibi bir proje var. İşler gelişsin, gerekirse Borusan Filarmoni’ye gideceğim. Çok fazla biriktirdiğim donanım var. Bu bir anda gökten inmedi bana. Yıllardır kafamda bir kariyer planlaması ve bir düzen vardı. Her şeyi zamanı gelince yapacağım.
◊ Şimdi müzik konuşuyoruz. Peki, sonra sizi bir programda sunucu olarak görür müyüz?
Ben sunucu değilim abi. Ben bir şey sunamam. ‘Survivor’ benim rolüm. Bunu kimse anlamamış. Konser olsun, albüm olsun... Ben güzel müzik yapayım; siz gelin, beni destekleyin. Müzik olsun, hep müzik olsun... ‘Survivor’ı seviyorum zaten. Burada olduğum kadar oradayım da... Ama bana ‘Bir şey sun’ diyemezler. Sonra da “Vay be Murat, çok şaşırdık. Heavy metal, metal-rock” diyorlar. Murat buydu zaten, tanımadınız ki! Haklı olarak tanıyamadınız. Ama role inanmayın. Ben orada ölçülerimi ve izleyiciye karşı sorumluluğumu bilerek belli kalıpların içindeyim. O yüzden oradaki Murat hep farklı görünecektir. O bir rol.






