Çocukluğundan beri dantel, nakış ve el işlerinin içinde büyüdüğünü anlatan Bora Aksu, geleneksel Antep işini ressam Mary Beale’ın 17’nci yüzyıldaki yaşamından esinlenen İlkbahar-Yaz 2027 koleksiyonuna taşıdı. Aksu’yla yoğun emek isteyen bir zanaatı neden tercih ettiğinden bahsettik.

◊ Yeni koleksiyonunuzda Antep işini Londra podyumuna taşıdınız. Bu zanaatın sizi etkileyen tarafı neydi?

Koleksiyonu ressam Mary Beale’ın 17’nci yüzyıl İngiltere’sindeki yaşamı ve eserleri üzerine kurgularken onu temsil edecek özel bir doku aradım. Antep işiyle tanışmak kültürel geçmişime yeniden bakmak gibiydi. Çocukluğumdan beri annem, teyzem, anneannem nedeniyle dantel, nakış ve el işlerinin içinde büyüdüm. Antep işini tanıdıkça tekniğin arkasındaki sabır ve emek beni etkiledi. Her ilmeğin elle yapılması ve bu bilginin nesilden nesile aktarılması çok değerli.

◊ Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin’in davetiyle Gaziantep’e gidip Antep işini yerinde inceleme fırsatınız olmuş...

Antep işini yaşatan kadınlarla tanışmak ve üretimin nasıl gerçekleştiğini görmek bu zanaata bakışımı değiştirdi. Küçücük bir parçanın arkasında ne kadar emek olduğunu anlıyorsunuz.

◊ Antep işini çağdaş moda diliyle buluştururken nasıl bir yol izlediniz?

Özünü koruyarak ona başka bir hayat vermek istedim. Antep işinin çok narin, romantik ve kadınsı bir tarafı var. Bunu daha çağdaş ve bazen daha maskülen formlarla karşılaştırdım; korseler, terzilik detayları, daha keskin silüetler ve 17’nci yüzyıl erkek giyiminden aldığım bazı unsurlarla bir araya getirdim.

◊ Mary Beale ve Antep işini üreten kadınlar nasıl bir araya geldi?

Bir tarafta resim yapan ve kendi mesleğiyle hayatını kuran bir kadın, diğer tarafta elleriyle üreten ve bir zanaatı yaşatan kadınlar var. Aralarında yüzyıllar olsa da benim için ortak nokta çok açık.

◊ Modanın giderek hızlandığı bir dönemde böylesine yoğun emek isteyen bir işçiliği koleksiyona dahil etmenizin nedeni neydi?

Bugün modanın en çok ihtiyacı olan şeylerden biri biraz yavaşlamak. Bazı Antep işi parçaların tamamlanması altı ay sürebiliyor. Bu, hızlı üretim sisteminin karşısında duran bir anlayış. Ama bana göre modanın değerini tam olarak bu belirliyor. Bir parçanın arkasında onu yapan insanın zamanı ve emeği olduğunda o parça sadece bir kıyafet olmaktan çıkıyor.

◊ Geleneksel bir zanaatı uluslararası moda sahnesine taşımak sizce bir moda tasarımcısının sorumluluğu mu?

Kesinlikle. Ama benim için bu sorumluluk sadece “Bakın, Türkiye’de böyle bir teknik var” demek değil. O zanaatın arkasındaki insanları, emeği ve hikâyeyi de görünür kılmak gerekiyor. Ben Londra’da yıllardır kendi kültürel geçmişimle yaşadığım hayatı bir araya getiriyorum. Londra tasarım dilimin önemli bir parçası ama Türkiye de kimliğimin ve hafızamın bir parçası.

◊ Antep işiyle tek seferlik bir buluşma mı bu?

Antep işiyle çalışmaya devam etmek isterim. Türkiye’nin farklı bölgelerindeki geleneksel teknikleri çağdaş modayla buluşturmak beni heyecanlandırıyor. Benim için önemli olan geçmişi tekrarlamak değil; o mirası anlayıp ona yeni bir hayat vermek. Eğer bunu yapabilirsek geleneksel zanaatlar sadece geçmişin değil, geleceğin modasının da bir parçası olabilir.

‘El emeği ve göz nuru hak ettiği değeri bulmalı’

Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin UNESCO İnsanlığın Somut Olmayan Kültürel Mirası Temsili Listesi’ndeki Antep işiyle ilgili şunları söylüyor: “Rahmetli annem bu işi yaparak beni okuttu. Bugün bu emeği UNESCO’dan Londra Moda Haftası’na taşıyıp çağdaş tasarımla buluşturmak bize emanet edilen bu kültürel mirası geleceğe taşımak anlamına geliyor. Yerel ürünlerin evrenselleşmesini, el emeği ve göz nurunun hak ettiği değeri bulmasını istiyoruz.”