"Travma görmek mi istiyorsunuz? Sorunları görmek mi istiyorsunuz? Geçen gün de söyledim, bırakın İran yolda San Diego'ya ya da Los Angeles'a bir füze atsın. Bırakın atsın. Dehşet görmek mi istiyorsunuz? Sorunları görmek mi istiyorsunuz? Bırakın San Diego'ya atsın. Bırakın Los Angeles'a atsın. Ve kötü şeylerin olmasını mı istiyorsunuz? Serbest düşüşe geçecek bir ülke mi görmek istiyorsunuz? Bunun olmasına izin vermeyeceğiz. Şehirlerimizi koruyoruz. Ülkemizi koruyoruz."
"Hiç girmediğimiz savaşlarla anılacağım" diyerek ikinci dönemine başlamıştı Donald Trump. Şimdi 8 aydır süren bir Orta Doğu savaşının ve seçim hesaplarının tam ortasında. Trump'ın "seçimden önce saldırmayacağız" açıklaması, İran savaşının Cumhuriyetçi Parti'ye sandıkta verdiği ağır zararın örtülü bir itirafı olarak yorumlanıyor.
"İran İslam Cumhuriyeti ile verimli görüşmeler yürütüyoruz. Şunu herkes için açıklığa kavuşturmak isterim ki; İran gerek ekonomik gerekse askeri açıdan son derece kötü bir durumda olmasına ve ablukanın tüm gücü ve etkisiyle sürmesine, üstelik Hürmüz Boğazı'ndan rekor varil sayısında petrol akarken (yalnızca dün gece, tek bir varili dahi İran'dan çıkmadan ya da İran'a girmeden tam 22 milyon varil!) Amerika Birleşik Devletleri'nde 3 Kasım'da yapılacak Ara Seçimler öncesinde hiçbir surette İran'a saldırmayacağız. İran asla bir nükleer silaha sahip olamayacak!"
Savaşın faturası doğrudan Amerikan halkının cebine yansıdı.
"İşçi sınıfı seçmenleri bu savaşı istemedi. Fiyatların artmasını istemedi. Mazotun, benzinin ve gübrenin pahalanmasını istemedi. Gıda alışverişine daha fazla ödemek istemedi. Sağlık hizmetlerinde kesinti istemedi. Her şeyin maliyetinin fırlamasını istemedi. Bu yüzden onların desteğini kazanacağım. Siyasi hayatımın büyük bölümünde desteklerini kazandım. Son seçimde durum farklıydı."
Ülke genelinde ortalama benzin fiyatları galon başına 4 dolar 36 sent seviyesinde çakılı kaldı. Yeni anketler, tablonun Cumhuriyetçiler için ne kadar vahim olduğunu gösteriyor.
Trump'ın iki yıl önce rahat kazandığı Kuzey Carolina gibi bölgelerde bile Cumhuriyetçi adaylar, kongre yarışında büyük baskı altında.
"Bu tam anlamıyla delilik! Bir depoyu doldurmak için tam 80 dolar... 80 dolar! Ve evet, federal benzin vergisinin geçici olarak askıya alınmasını desteklerim ancak buna fiilen yol açan tek bir temel neden var: İran'daki savaş... En başından beri rakiplerimin amigoluğunu yaptığı, alkış tuttuğu bir savaş... Buna 'kazan-kazan-kazan' formülü dediler. Sizi bilmem ama ben benzinliğe gittiğimde hiç de kazanıyormuş gibi hissetmiyorum. Ülkemizin kazandığını da hiç hissetmiyorum. Yedi ay geçti, sekiz ay geçti... Bu daha ne kadar sürecek? Çok daha iyisini yapabiliriz; fakat asıl sorun şu: Bu savaşı durdurmazsak, hem de hemen şimdi durdurmazsak; İran rejiminin Hürmüz Boğazı'nı boğazlamasını, kilitlemesini ve enerji fiyatlarımızı tırmandırmasını izlemeye devam edeceğiz."
İran ise bu siyasi tabloyu yakından izliyor. 1980 yılındaki rehine kriziyle eski başkan Jımmy Carter'ın seçimi kaybetmesine yol açan tahran yönetimi, bugün de Hürmüz Boğazı'nı ve petrol sevkiyatını baskılayarak Trump'a siyasi bedel ödetiyor.
Bölgeden gelen veriler kırılganlığı belgeliyor. Hürmüz'de bir günde geçen tanker sayısı düşüşe geçerken, brent petrolün yüzde 4 değer kazanması akaryakıta yeni zam tehlikesi anlamına geliyor.
Buna rağmen İran içinde de ağır bir ekonomik fatura var. ABD ablukası riyali düşürdü, enflasyonu patlattı. Ancak Tahran yönetimi asla diz çökmeyeceklerini vurguluyor.
"Askeri savaşı kaybettiniz, ekonomik savaşta da başarısız olacaksınız. Hürmüz Boğazı tehdit veya baskıyla açılmayacaktır; İran asla geri adım atmayacaktır."
Muhsin Rızaı - İran Ulusal Güvenlik Danışmanı
Görünen o ki hem Washington hem de Tahran, takvimlerini 3 Kasım ara seçimlerine ayarlamış durumda. Trump, seçim gününe kadar füzeleri durdurarak benzin fiyatlarının daha fazla fırlamasını engellemeye ve partisinin Kongre'deki koltuklarını kurtarmaya çalışıyor. Tahran ise "Trump sandıkta zayıflarsa masaya daha tavizkar oturur" hesabı yapıyor.
Peki, 3 Kasım'dan sonra ne olacak? Trump yardımcılarına, seçim biter bitmez İran'ı yeniden bombalamaya başlayacağını söylüyor. Hatta bölgeye ek uçak gemisi taarruz grubu ve deniz piyadeleri sevk edildi bile. Ancak madalyonun bir de Kongre yüzü var. Demokratlar sandıktan zaferle çıkarsa ne olacak? Eğer Demokratlar, 3 Kasım'da Kongre'nin en az bir kanadını ele geçirirse, Beyaz Saray'ı büyük bir yasal hesaplaşma bekliyor. Eylül ortasına kadar maliyeti 45 milyar dolara ulaşan bu savaşın bütçesi ve Trump'ın başkanlık savaş yetkileri Meclis'te doğrudan bloke edilebilir.
Buna karşılık Trump cephesi, seçim baskısı kalktığı anda Tahran'a en ağır darbeyi vurarak masaya oturtmayı planlıyor. Ancak askeri uzmanlar aynı soruyu hatırlatıyor; 7 aydır süren ve benzini rekor seviyelere çıkaran saldırılar İran'ın tutumunu değiştirmediyse, seçim sonrası yeni bir harekat ne değiştirecek?
Özetle Orta Doğu'daki savaş, Amerikan iç politikasının en acımasız sınavına dönüşmüş durumda. Trump seçmene "savaşı bitiriyorum" görüntüsü verip sandığı atlatmak istiyor. Tahran ise Amerikan ekonomisini sarsarak masadaki elini güçlendirmeyi hedefliyor. 3 Kasım akşamı sandıklar kapandığında, bölge ya diplomasinin devreye girdiği bir ateşkese uyanacak ya da seçim prangasından kurtulan tarafların
çok daha şiddetli bir çatışmasına sahne olacak.


