Kentlerin sunduğu olanaklardan kadınlar eşit biçimde yararlanamıyor. BM Kadın Birimi verilerine göre gelişmekte olan ülkelerdeki kentli kadın ve kız çocuklarının yarısından fazlası temiz su, iyileştirilmiş sanitasyon, dayanıklı konut ve yeterli yaşam alanından en az birine erişemiyor. İklim şokları altyapı, hizmetler ve geçim kaynakları üzerindeki baskıyı artırdığında bu eşitsizlikler derinleşiyor. Kadınların ve kız çocuklarının bakım sorumlulukları ağırlaşıyor, güvenlik riskleri artıyor, karar alma süreçlerindeki temsilleri ise değişmiyor. Krizden en çok etkilenen kesimin bilgisi, deneyimi ve katkısı dışarıda kaldığında kentin uyum kapasitesi de zayıflıyor.

Kent direncinin en az konuşulan boyutlarından biri güvenlik. İnsanlar kendilerini güvende hissetmediklerinde toplu taşımayı ya da bisiklet kullanmayı, hatta yürümeyi tercih etmiyor. Bu da düşük karbonlu ulaşımın yaygınlaşmasının önüne geçiyor ve sürdürülebilir kentsel hareketlilik hedeflerini zayıflatıyor. Dünyanın pek çok kentinden gelen bulgular, kadınların kamusal alanda ve toplu taşımada cinsel taciz ve şiddete erkeklere kıyasla çok daha yüksek oranda maruz bırakıldığını gösteriyor. BM Kadın Birimi’nin Güvenli Kentler ve Güvenli Kamusal Alanlar girişimi, güvende hissetmedikleri zaman kadınların ve kız çocuklarının kamusal alanı tümüyle kullanmaktan vazgeçebildiğini ortaya koyuyor. Bunun bedeli eğitimden, işten, gelirden ve bağımsız hareket etme olanağından vazgeçmek oluyor.

BM Kadının Statüsü Komisyonu’nun 2019’daki 63’üncü oturumunda kabul edilen sonuç belgesinde devletler, güvenli kamusal alanları desteklemeyi ve kadınların ve kız çocuklarının güvenliğini güçlendirmeyi taahhüt etti. “Altyapıyı kadınlar ve kız çocukları için işler kılmak” başlığı altındaki 47 (iii) maddesi üye devletlerden şunları istiyor: toplumsal cinsiyete duyarlı kırsal ve kentsel planlama, sürdürülebilir, güvenli, erişilebilir ve karşılanabilir toplu taşıma, kadınların işe gidiş ve dönüşlerinde maruz bırakıldıkları şiddet ve tacizin sona erdirilmesi, ev için su ya da yakıt taşırken ve ev dışındaki sanitasyon tesislerini kullanırken karşılaştıkları saldırı riskine karşı korunma. Bu nedenle dirençli kent yalnızca iklime dirençli altyapıyla kurulmuyor. Aydınlatılmış sokaklar, güvenli duraklar, erişilebilir kaldırımlar, güvenilir toplu taşıma ve toplumsal cinsiyete duyarlı kamusal alan tasarımı güvenliği, katılımı ve iklim hedeflerini aynı anda güçlendiriyor. Bir kent iklim şoklarına dirense dahi, sakinleri güvende olmadığı, kamusal hayata katılamadığı ve kentin geleceği hakkında söz sahibi olamadığı sürece gerçek bir dirençten bahsetmek mümkün değil. Kenti dirençli kılacak bilgi ve deneyim, her gün o sokaklardan geçen kadınların elinde.

BM Kadın Birimi’nin Güvenli Kentler ve Güvenli Kamusal Alanlar Girişimi, kadınların ve kız çocuklarının kamusal alanda cinsel tacize ve şiddete maruz bırakılmasını önlemek için on yılı aşkın süredir yürütülüyor. Program Quito, Kahire, Yeni Delhi, Port Moresby ve Kigali olmak üzere beş kentte başladı, bugün 50 kente ulaştı. Girişim yerel yönetimler, kadın örgütleri ve kent sakinleriyle birlikte çalışıyor ve sokak aydınlatmasından toplu taşım tasarımına ve yerel mevzuata kadar geniş bir alanda çözüm önerileri sunuyor.

Milliyet, küresel medya birliği Media Compact üyesi olduğu Birleşmiş Milletler Kadın Birimi (UN Women) ile iklim krizinin çok boyutlu etkilerini ele alan yazı dizisine devam ediyor. Dizi, 9-20 Kasım tarihlerinde Türkiye’nin ev sahipliğinde Antalya’da düzenlenecek Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansı’na (COP31) kadar sürecek.