İngiltere, 13 kişinin ölümüne neden olan eski ABD askerinin kurşuna dizilerek idam edilmesinin canlı yayınlanmasına yönelik plana tepki gösterdi. Birçok ülke, infaz görüntülerinin yayımlanmasını yasaklamaya hazırlanıyor.
ABD’de bir askeri üste 13 kişiyi öldürmekten hüküm giyen eski asker Nidal Hasan’ın, 3 Aralık’ta kurşuna dizilerek idam edilmesi ve infazın dünya genelinde canlı yayınlanması planlanıyor. Ancak Pentagon’un Hasan’ın son anlarını yayımlama kararı, devletin cezalandırma yetkisinin sınırları konusunda uluslararası çapta sert bir tartışma başlattı.
İşçi Partisi Başkanı Bridget Phillipson, idam kararının ABD hükümetini ilgilendiren bir konu olduğunu belirtirken İngiltere’nin uzun yıllardır ölüm cezasına karşı çıktığını vurguladı. Kabine üyesi Phillipson, infazın canlı yayınlanması ihtimalini şahsen “oldukça rahatsız edici” bulduğunu da ifade etti.
Phillipson’ın açıklamalarının, Donald Trump yönetimiyle yeni bir diplomatik gerilime yol açabileceği değerlendiriliyor. Bu gelişme, Andy Burnham’ın İngiltere ile ABD arasındaki ilişkileri geliştirme çabalarının sürdüğü bir dönemde yaşandı.
ABD Savaş Bakanı Pete Hegseth ise Hasan’ın kurşuna dizilerek idam edilmesi kararını savundu. Hegseth, kamuoyunun bu tür suçların ciddi sonuçları olduğunu anlaması gerektiğini belirterek infaz kararını “tartışmasız bir tercih” olarak nitelendirdi.
Trump, Hegseth’in tavsiyesinin ardından pazartesi günü Hasan’ın idam kararını bizzat onayladı.
Eski ABD Kara Kuvvetleri binbaşısı olan 56 yaşındaki Hasan’ın, aralık ayının ilk haftasında yerel saatle 13.00’te, Greenwich Ortalama Saati’ne (GMT) göre ise 19.00’da idam edilmesi planlanıyor.
Ancak karar, ülkelerin infaz görüntülerinin kendi vatandaşlarına ulaşmasını engelleyip engelleyemeyeceği konusunda da endişelere yol açtı.
Yeni Zelanda canlı yayını engelleyemeyebilir
Yeni Zelanda, infazın şiddet içeren görüntülerinin ülke genelinde internet üzerinden yayımlanmasını engellemekte yetersiz kalabileceği uyarısında bulundu.
Yeni Zelanda Sınıflandırma Ofisi, şiddet içeren görüntülere karşı kamuoyundan gelen tepkiler artmasına rağmen canlı internet yayınlarını durdurma yetkisine sahip olmadığını açıkladı.
Kurum sözcüsü, “Sınıflandırma Ofisi, canlı yayın devam ederken bu yayını sınıflandırma yetkisine sahip değildir. Ne bizim ne de başka bir kurumun canlı yayına erişimi engelleme yetkisi bulunmaktadır” dedi.
Baş Sansür Yetkilisi Caroline Flora ise rahatsız edici içeriklerin yasaklanması konusunda kamu güvenliği ile ifade özgürlüğü arasında hassas bir denge kurulması gerektiğini belirtti.
Flora, “Bir içerik ne kadar rahatsız edici olursa olsun, bu durum onun her zaman yasa dışı olduğu anlamına gelmez” ifadelerini kullandı.
Tartışma, Yeni Zelanda’da özellikle hassas bir konu olarak görülüyor. Ülkede 2019 yılında bir silahlı saldırgan, iki camiye düzenlediği saldırıda 51 kişiyi öldürmüş ve saldırı anlarını Facebook üzerinden canlı yayınlamıştı.
Katliamın ardından dönemin Başbakanı Jacinda Ardern, internette şiddet içeren içeriklerin yayılmasını önlemek amacıyla uluslararası girişimlere öncülük etmişti.
Şimdi ise ABD hükümetinin bir idamı canlı yayınlama ihtimali, şiddet içeren görüntülerin internet ortamında kontrolsüz biçimde yayılabileceği yönündeki endişeleri yeniden gündeme taşıdı.
Uluslararası Af Örgütü’nden ABD’ye tepki
Uluslararası Af Örgütü’nün Avustralya şubesi de kararı kınayarak Başbakan Anthony Albanese’den Washington yönetimine çağrıda bulunmasını ve canlı yayın planından vazgeçilmesini talep etmesini istedi.
Örgütün kampanya yöneticisi Kyinzom Dhongdue, kurşuna dizilerek gerçekleştirilecek bir idamın kamuoyuna canlı yayınlanmasının önerilmesini “insan onurunun korkunç biçimde hiçe sayılması” olarak değerlendirdi.
Dhongdue, “Devlet tarafından gerçekleştirilen bir infazı kamuya açık bir gösteriye dönüştürmek, ölüm cezasının acımasızlığını daha da artırıyor” dedi.
Beyaz Saray ise Trump’ın infazın televizyondan yayımlanmasını şahsen destekleyip desteklemediğine ilişkin açıklama yapmaktan kaçındı. Yetkililer, soruların Pentagon’a yöneltilmesi gerektiğini belirtti.
Dünya genelinde halka açık infazlar giderek daha nadir görülse de İran ve Taliban yönetimindeki Afganistan, son yıllarda bu tür infazların gerçekleştirildiği ülkeler arasında yer alıyor.



