EŞİTSİZLİKLER DERİNLEŞİYOR
Dünya, 13 yıl öncesine kıyasla daha istikrarsız bir noktaya savruldu. Uluslararası siyasetteki çözümsüzlük ortamı küresel ekonomiyi vuruyor. Giderek istikrarsızlaşan küresel ekonomi de dönüp uluslararası siyaseti daha da kırılgan hale getiriyor. Kısacası, birbirini sağlıksız biçimde besleyen, daha doğrusu birbirini çürüten bir ilişkiden söz ediyorum.
Savaşlardan ekonomik krizlere kadar uluslararası ölçekte kalıcı çözüme kavuşturulamayan sorunlar, zamanla ülkelerin iç siyasetini de etkiliyor. Küresel sorunlara çözüm üretmek bir yana, aksine sistemi kilitleyen sözüm ona "süper güçler", bu vurdumduymazlığın yansımalarını kendi ülkelerinde terör eylemleri, düzensiz göç ve refahın adaletsiz paylaşımı gibi sorunlar üzerinden yaşıyor. Bu eğilimler, günün sonunda toplumsal gerilimin ve siyasi kutuplaşmanın artmasına yol açıyor. Öyle ki Batı'nın bir zamanlar adeta yıkılmaz bir kale olarak gördüğü "liberal demokrasiler" dahi bugün temellerinden sarsılıyor.

Eskiden de dünya çok adil ve barışçıl bir yer değildi; ancak bugün gelinen nokta, insanoğlunun "medenileştiği" iddiasıyla pek de örtüşmüyor. Sanayi Devrimi'nin henüz şafağında, 1820'lerde dünyanın en zengin bölgesinde kişi başına düşen milli gelir, en fakir bölgenin 2.8 katı düzeyindeydi. Bugün ise bu fark tam 16 kat. Kuzey Amerika ve Okyanusya'da aylık kişi başına gayri safi harcanabilir milli gelir 4.590 euro seviyesindeyken, Sahra Altı Afrika'da bu rakam 290 euro. Bundan çok daha ağır koşullarda yaşayan toplumlar da var. Gazze gibi... Birleşmiş Milletler Ticaret ve Kalkınma Konferansı (UNCTAD) verilerine göre Gazze'de kişi başına yıllık reel milli gelir yalnızca 212 dolar seviyesinde. Soykırım girişimi öncesinde ise bu rakam 1.252 dolardı.
Soğuk Savaş'ın sona ermesinden bu yana dünya genelinde devletler arası savaşlar, iç savaşlar ve sivillere yönelik saldırılar gibi örgütlü şiddet olaylarında toplam 4.3 milyon kişi hayatını kaybetti. Uppsala Çatışma Verileri Programı'nın derlediği bu verilere göre, hayatını kaybedenlerin yüzde 50'si Afrika'dan, yüzde 18'i ise Orta Doğu'dan. Bu dağılım birçok şeyi açıklıyor. Yalnızca Gazze'de son üç yılda İsrail katliamları sırasında 74 bin Filistinli şehit edildi.