Uzay alanındaki kritik başlıkların ele alındığı, dünyanın dört bir yanından bilim insanlarını, astronotları, uzay ajanslarını ve sektör temsilcilerini bir araya getiren 77. Uluslararası Uzay Kongresi, Antalya’da sona erdi. Türkiye’nin ilk kez ev sahipliği yaptığı kongreye 111 ülkeden yaklaşık 10 bin kişi katıldı. Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, organizasyonun Türkiye’nin uzay alanındaki bilimsel kapasitesini ve teknolojik imkânlarını dünyaya tanıtmak açısından önemli bir kazanım olduğunu söyledi.

Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, Türkiye’nin 77. Uluslararası Uzay Kongresi’ne ilk kez ev sahipliği yapmasının önemine dikkat çekti. Antalya’nın 111 ülkeden gelen misafirleri ağırladığını belirten Kacır, 10 binden fazla kişinin uzayın geleceğini bu organizasyonda konuştuğunu ifade etti. Kongrenin bilimsel boyutuna ilişkin bilgi veren Kacır, Türkiye’nin bu yıl bilimsel bildiri başvuruları kapsamında en fazla kabul alan ülkeler arasında ilk sıraya yerleştiğini ve kongre tarihinde 674 bilimsel bildiriyle rekora imza attığını söyledi. Türkiye’nin uzay alanındaki çalışmalarına 2021 yılının başında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından Milli Uzay Programı’nın ilan edilmesiyle hız verildiğini belirten Kacır, o tarihten bu yana yaklaşık 40 bin bilim insanı ve araştırmacının görev aldığı projelere destek sağlandığını kaydetti.

40’TAN FAZLA ASTRONOT ANTALYA’DA BULUŞTU

Uluslararası Uzay Kongresi’nin yalnızca bilimsel değil, ticari açıdan da büyük bir organizasyon olduğunu vurgulayan Kacır, dünyanın önde gelen uzay şirketlerinin, kurumlarının ve uzay ajanslarının kongre kapsamında bir araya geldiğini söyledi. Dünyanın farklı ülkelerinden 40’tan fazla astronotun Antalya’da buluştuğunu belirten Kacır, astronotların uluslararası uzay istasyonunda ve yörünge altı uçuşlarda gerçekleştirdikleri görevlerle bilimsel çalışmalara önemli katkılar sunduğunu ifade etti.

Kongre kapsamında astronotların gençlerle, öğrencilerle ve çocuklarla buluşturulduğunu da aktaran Kacır, üniversite ve hastane ziyaretleri gerçekleştirildiğini, tedavi gören çocuklarla bir araya gelindiğini söyledi. Ortaokul ve lise öğrencileriyle yapılan buluşmaların da uzay deneyimlerinin paylaşılması açısından önemli olduğunu dile getirdi.

Kongre kapsamında astronotların Burdur’daki Salda Gölü’ne götürülmesine ilişkin de açıklamalarda bulunan Kacır, bölgenin Mars araştırmaları açısından özel bir yere sahip olduğunu belirtti. Salda Gölü’nün fiziksel, kimyasal, biyolojik ve jeolojik özellikleri bakımından Mars’taki Jezero Krateri ile benzerlikler taşıdığını ifade eden Kacır, bölgenin Mars araştırmaları için yeryüzünde bir laboratuvar niteliğinde olduğunu söyledi.

NASA’nın da daha önce Salda Gölü ile Mars arasındaki benzerliklere dikkat çektiğini hatırlatan Kacır, dünyanın farklı yerlerinden gelen bilim insanlarının Mars’ta yürütülecek çalışmaların yol haritasını oluştururken ve olası yaşam izlerini araştırırken Salda’daki verilerden yararlandığını belirtti. Mars’tan toplanan toprak örneklerinin, 2030 yılında gönderilmesi planlanan yeni bir uzay aracıyla Dünya’ya getirilmesinin ve Salda’daki örneklerle karşılaştırılmasının öngörüldüğünü aktaran Kacır, bölgenin önümüzdeki yıllarda da Mars araştırmalarına katkı sunmayı sürdüreceğini ifade etti.

SALDA’DA UZAY TEMALI BİLİM MERKEZİ AÇILDI

Salda Gölü’nün hemen yakınında, TÜBİTAK desteğiyle hayata geçirilen uzay temalı bilim merkezinin de açılışının gerçekleştirildiğini belirten Kacır, açılışa dünyanın farklı ülkelerinden gelen astronotların ve çocukların katıldığını söyledi. Bilim merkezinde çocukların bilim atölyelerine katılacağını ifade eden Kacır, bu çalışmaların geleceğin bilim insanlarına ve astronotlarına ilham vermesini, gençlerin uzay alanındaki çalışmalara daha iyi hazırlanmasını hedeflediklerini dile getirdi.

“UZAY, BARIŞ VE İŞ BİRLİĞİ PLATFORMU OLMALI”

Kacır, kongrenin mottosu olarak önerdikleri “The World Needs More Space” ifadesinin kabul gördüğünü belirterek, uzayın tüm insanlığın ortak çalışma alanı olması gerektiğini vurguladı. Dünyadaki çatışmaların uzaya taşınmasını istemediklerini söyleyen Kacır, uzayın barışın, iş birliğinin ve insanlık yararına bilimsel çalışmaların yürütüldüğü bir platform olması gerektiğini ifade etti.

Bu kapsamda 21 ülkeden 32 delegenin katılımıyla Antalya Deklarasyonu’nun önemli bir irade ortaya koyduğunu belirten Kacır, uzay çalışmalarının kapsayıcı, barışçıl ve insanlığın yararına olacak şekilde sürdürülmesi gerektiğini söyledi. Türk-İslam medeniyetinden Uluğ Bey, Harezmi, Farabi, Fergani, Cezeri ve Ali Kuşçu gibi bilim insanlarının uzay ve bilim çalışmalarına önemli katkılar sunduğunu hatırlatan Kacır, farklı coğrafyalardan ve ülkelerden insanların da bu alana katkı sağlayabilmesinin önemine dikkat çekti.

Türkiye’nin uzay alanında yeni fırsatlarla karşı karşıya olduğunu belirten Kacır, ülkenin uzaya bağımsız erişim hedefi doğrultusunda Somali’de kendi uzay limanını inşa ettiğini ve kendi roketleriyle kendi uydularını uzaya göndermeye hazırlandığını söyledi. Uydu teknolojilerinde de önemli bir dönüşüm yaşandığını ifade eden Kacır, yapay zekâ destekli, otonom hareket edebilen ve birbiriyle haberleşen uyduların yeni fırsatlar sunduğunu kaydetti.

Uzay ekonomisinin büyüklüğüne de değinen Kacır, sektörün son 10 yılda yaklaşık 340 milyar dolardan 680 milyar doların üzerine çıktığını, önümüzdeki 10 yılda ise 1 trilyon 800 milyar dolara ulaşmasının öngörüldüğünü belirtti. Türkiye’nin hem tam bağımsızlığını ve stratejik gücünü artırması hem de büyüyen uzay ekonomisinden daha fazla pay alması için gençlerin bu alana yönelmesinin önem taşıdığını vurguladı.

TEKNOFEST KUŞAĞI UZAYDA DA BAŞARI HEDEFLİYOR

Gençlerin uzay alanına ilgisinin arttığını belirten Kacır, bu yıl TEKNOFEST kapsamındaki uzay temalı yarışmalara 55 bin gencin katıldığını açıkladı. Savunma sanayisi ve havacılık alanında elde edilen başarıların uzay çalışmalarında da sürdürülmesini hedeflediklerini belirten Kacır, gençlerin katkısıyla Türkiye’nin uzay alanında daha büyük başarılara imza atabileceğini söyledi.

Kongrenin Türkiye açısından önemli kazanımlar sağladığını ifade eden Kacır, ülkenin uydu ve uzay aracı geliştirme kapasitesine ilişkin bilgiler de paylaştı. İMECE ve Türksat 6A uydularının uzaya gönderildiğini hatırlatan Kacır, Türkiye’nin kendi Ay Programı’nı yürüttüğünü ve Ay’a yönelik uzay aracının 2027 yılının ilk aylarında gönderilmesinin planlandığını söyledi.

Kacır, uydu ve uzay araçlarının yüzde 80’in üzerinde yerlilik oranlarıyla üretildiğini belirterek Türkiye’nin kendi roketlerini geliştirdiğini, uzay limanı inşa ettiğini ve Ankara’da uzay alanında faaliyet gösterecek bir teknopark kurduğunu ifade etti. İnsanlı uzay bilim misyonlarının ardından Türkiye’nin Uluslararası Uzay İstasyonu’nun yenileme çalışmalarına katılmaya da hazırlandığını belirten Kacır, Türkiye’nin uzayın farklı alanlarında iddia sahibi bir ülke olarak yoluna devam ettiğini vurguladı.

KONGREYE 20 BİNE YAKIN ZİYARETÇİ KATILDI

Kongrenin değerlendirmesini yapan Kacır, organizasyonun açılışının Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın katılımıyla gerçekleştirildiğini ve katılımcılardan olumlu geri dönüşler aldıklarını söyledi. Beş gün boyunca toplantıların, bilimsel çalışmaların ve geniş kapsamlı fuarın gerçekleştirildiğini belirten Kacır, 111 ülkeden yaklaşık 10 bin misafirin ağırlandığını, son gün düzenlenen halk gününde de Türkiye’den yaklaşık 10 bin kişinin etkinliğe katıldığını aktardı. Toplam katılımın 20 bin kişiye yaklaştığını ifade eden Kacır, kongrenin Türkiye’nin bilimsel kapasitesini, teknolojik imkânlarını ve uzay vizyonunu uluslararası platformda tanıtması açısından büyük bir kazanım olduğunu söyledi.