Sevgili okurlarım, kadın AKP iktidarında bir süre öncesine kadar milletvekilliği ve bakanlık yapmış, Recep Tayyip’in en güvenilir isimleri arasında yer almış, sonra fon oyununa katılmaya karar vermiş.
Şansını denemek için bu işe girişmiş, diyelim ki 20 milyar koymuş, kısa sürede parası durduğu yerde semirip 100 milyar olmuş.
Ne yani, kocasıyla birlikte herkese açık olan bir fon oyunu oynayıp kazanmış.
Yani öteki 450 bin kişi gibi kerizlenmemiş.
Uyanık olmanın, partili olmanın nimetlerinden biraz olsun faydalanmış!
Bunun adına bul karayı al parayı diyoruz.
Piyasaları iyi izleyeceksin, yatırımını yapıp bekleyeceksin. Yeter ki, karayı bulasın!
Bu dört isimli hanımefendi ve aile bireyleri anladığım kadarıyla her biri ayrı ayrı uyanık ve bilinçli tipler! Bilinç paçalarından akıyor...
Örneğin eski bakan hanım birkaç yıl önce, İstanbul Büyükşehir Belediyesi AKP’de iken burslu olarak ABD’ye gönderilmiş. Kendisine epeyce paralar ödenmiş, sonra kafasını çalıştırıp siyasete balıklama dalmış.
Demek ki o zamanlar burs parasına bile muhtaçmış!
Kısa süre önce İBB’den burs alan hanımın işleri demek ki hep iyi gitmiş, bul karayı al parayı oyununda her seferinde karayı bulmayı başarmış!
Ama ayrıca anladığım kadarıyla hayatının her döneminde kendisini Recep Tayyip’e sevdirmeyi bilmiş.
Bunu başardığın takdirde bu memlekette sırtın yere gelmez kardeşim.
Fonlardaki milyarlar bile senin önüne oluk gibi akar.
Seç seç al vatandaş, fonlarımız iyidir ve sağlamdır!
Ama kendisiyle ilgili ‘olumlu’ bir hususu da burada itiraf etmek gerekir!
Köşeyi sadece kendisine değil, ailesine de döndürmüş.
Örneğin yine dört isimli kız kardeşi, Recep Tayyip döneminde Katar ve Arap Emirliklerinde büyükelçilik yapmış.
Şimdi bizim Helsinki (Finlandiya) büyükelçimiz.
Abisi derseniz bir süre öncesine kadar Ulaştırma Bakanlığı’nda Bakan yardımcısı...
Küçük kız kardeş ise İBB Belediye meclisinde AKP üyesi.
Recep Tayyip bu kadınları seçerken başka ilginç olaylar da olmuştu...
Örneğin bir hanımefendi vardı ki onu Ticaret Bakanı yapmıştı.
Diğerleri gibi bunun da şirketleri vardı.
Günün birinde ortaya çıktı ki, kadın bakan kendi şirketlerinin ürünlerini kendi bakanlığına satmaktadır!
Ama hakkında hiçbir işlem yapılmadı. Gidip bir kez bile olsa ifade vermedi ve zamanla her şey unutuldu gitti.
Bir başkası yine AKP milletvekili olarak görev yapmıştı. Onun da yolsuzluk dosyaları havada uçuşuyordu. Kocasıyla birlikte malı iyice götürmüştü. O kadar ki, ekranlara çıkıp kocasıyla nice servet kavgaları etmişti!
Rezil oldular ama hiçbir zaman hesap vermediler. O da unutuldu gitti.
Hiç kuşunuz olmasın, bugünkü son skandalı yaratanlardan da hesap sorulmayacak. Onlar CHP’li belediye başkanları ve çalışanları değil ki, niçin sorulsun!
Türkiye’de hesaplar öyle rastgele değil adamına göre sorulur.
Şimdi son güncel rezalette ismi geçen hanımefendinin yerinde ben olsam şöyle yaparım...
Bundan önce bir Diyanet Başkanı vardı. Ali Erbaş isimli bir AKP militanı. Ben bu Ali’yi yandaş medyaya çıkarır, ağırlığımı koyar ve foncular için dua ettiririm. Onun duaları tutar!
Sonracığıma efendim, vurgunda elde ettiğim milyarları bağışlarım. Ama kime?
Çünkü onun da vakıfları, işletmeleri, Dubai’de bile restoranları var.
Babasının oğlu Bilal düzgün ve fevkalade akıllı bir arkadaştır.






