İtalyan doktora öğrencisi Giulio Regeni'nin 2016'da Mısır'da öldürülmesine ilişkin Roma'daki davada gıyaben yargılanan Mısır güvenlik ve istihbarat bürokrasisinden 4 üst düzey isimden 3'ü adam kaçırma suçundan 10'ar yıl mahkumiyet alırken, 1 kişi beraat etti.
Regeni'yi kaçırmak, işkence yapmak ve öldürmek suçlamaları yöneltilen Mısır güvenlik ve istihbaratından General Tarık Sabir, Athar Kamil Muhammed İbrahim, Uhsam Helmi ve Magdi İbrahim Abdelal Şerif'in 2024'ten bu yana Roma 1. Ağır Ceza Mahkemesinde gıyaben yargılandığı davada, karar duruşması yapıldı.
Ulusal basındaki haberlere göre, mahkeme, Roma Cumhuriyet Başsavcılığının ömür boyu hapis cezası talep ettiği 4 sanık için cinayet suçlamasını düşürürken; Magdi İbrahim Abdelal Şerif, Uhsam Helmi ve Athar Kamil Muhammed İbrahim için adam kaçırma suçundan 10'ar yıl hapse mahkum etti.
Mahkeme, General Tarık Sabir'in de beraatine karar verdi.
Yargılama boyunca 4 Mısırlı sanık da hiçbir duruşmada yer almadı.
"Bugün adalete olan inancımız boşa çıkmadı"
Regeni ailesinin avukatı Alessandra Ballerini de kararın ardından yaptığı açıklamada, şu ifadeleri kullandı:
"Gerekçeli kararı elbette okumamız gerekecek ancak bugün adalete olan inancımız boşa çıkmadı. Bugünden itibaren dünyanın tüm vatandaşları, kendilerini daha güvende hissedebilir. Bu akşamdan itibaren dünyanın tüm rejimleri ve onların devlet aygıtları, üniformaları, insanların onurunun dokunulmaz olduğunu, tıpkı bedenleri gibi, hatırlamak zorunda kalacaklar."
"Davayı, içine düştüğü çıkmazdan kurtarmış olmaktan memnuniyet duyuyoruz"
Mahkemenin kararını açıklamasının ardından basına konuşan Roma Cumhuriyet Başsavcısı Francesco Lo Voi, gerekçeli kararı bekleyeceklerini belirterek, şunları kaydetti:
"Her ne kadar tüm suçlardan olmasa da 4 sanıktan 3'ü hakkında mahkumiyet kararı çıktı. Bunlar, Mısır devletine bağlı kişilerce gerçekleştirilen bir faaliyetle ilgiliydi. Mısırlı makamların verimli olmayan işbirliğine rağmen bu sonuca ulaşmayı başardık. Bu davayı, içine düştüğü çıkmazdan kurtarmış olmaktan memnuniyet duyuyoruz. Anayasa Mahkemesini de devreye sokarak sürecin ilerlemesini, bağımsız ve özerk bir Ağır Ceza Mahkemesi önünde yargılamanın yapılmasını sağladık."
İngiliz Cambridge Üniversitesinde doktora öğrencisi olan 28 yaşındaki Giulio Regeni, Mısır'daki işçi sendikaları ve aktivistlerle ilgili araştırma yapmak üzere gittiği Kahire'de 25 Ocak 2016'da ortadan kaybolmuş, cesedi 3 Şubat'ta Kahire-İskenderiye yolunda bulunmuştu. İtalya'nın o dönemki Kahire Büyükelçisi Maurizio Massari, Regeni'nin vücudunda işkence izleri gördüğünü belirtmişti.
Konuyu soruşturan İtalyan savcılara bilgi veren tanıklar, Regeni'nin Mısır Ulusal Güvenlik Ajansına mensup kişilerce kaçırıldığını ifade etmişti.
Regeni cinayetinde rolleri olduğu gerekçesiyle Roma Cumhuriyet Başsavcılığının Mısırlı 4 üst düzey yetkilinin yargılanması talebi, Roma'daki ön inceleme duruşmasında 25 Mayıs 2021'de kabul edilmişti.
Regeni'yi kaçırmak, işkence yapmak ve öldürmek suçlamaları yöneltilen Mısır güvenlik ve istihbaratından General Tarık Sabir, Athar Kamil Muhammed İbrahim, Uhsam Helmi ve Magdi İbrahim Abdelal Şerif'in gıyaben yargılanması, ağır ceza mahkemesinde ilk kez 14 Ekim 2021'de başlamıştı. Ancak bu duruşmada sanık avukatları, müvekkillerinin davadan haberdar olup olmadıklarının teyit edilmesi, gerekli bildirimlerin yapılması ve buna dair kesin kanıt olması gerektiğini savunarak, davanın durdurulmasını talep etmişti. Mahkeme de bu talebi kabul ederek, davayı durdurmuş ve dosyayı ön duruşma hakimine iade etmişti.
Davanın durdurulmasına Savcılık makamı, ilk olarak Yargıtaya itiraz etmiş, Yargıtay 11 Nisan 2022'de bunu reddetmişti. Savcılık makamı, Yargıtay'ın ret kararını Anayasa Mahkemesine götürmüş ve yüksek mahkeme de 27 Eylül 2023'te işkence suçunda dokunulmazlık olmadığına ve sanıklara ihbarda bulunmadan gıyaplarında yargılama yapılabileceğine hükmetmişti. Böylece Regeni cinayetinin 4 Mısırlı zanlısı için yargılama yolu açılmıştı.
Bu arada İtalya Temsilciler Meclisi Regeni Cinayetini Araştırma Komisyonu da 1 Aralık 2021'de Regeni'nin Mısır'da cinayete kurban gitmesine ilişkin sorumluluğun Mısır güvenlik unsurlarına ait olduğunu belirten nihai bir rapor kabul etmişti.
Mısır tarafı ise İtalyan yetkililerle işbirliği yapıldığını ve kendi soruşturmalarında Regeni'nin katillerinin bilinmediği sonucuna varıldığı belirterek, suçlanan kişiler hakkındaki iddiaları reddetmişti.





