Sadece verilere bakmıyorum, zaman zaman kamuoyu araştırma şirketinin başkanları ile bu sonuçları konuşuyorum. Kararsızlarla ilgili verinin ne anlama geldiğini öğrenmeye çalışıyorum. Daha önce seçim dönemi değil o nedenle normal diyorlardı. Hatta kararsızların oranının yüksek gösterilmesini, anket firmalarının kaçış rampası olarak gösterenler olurdu. Biz de zaman zaman ‘kararsızlar partisi en büyük parti oldu’ diye manşetler atardık. Ama bu kez durum farklı.

Öncelikle üç ayrı kamuoyu araştırmasından sonuçları paylaşmak istiyorum.

1- GENAR- Kararsızların oranı yüzde 13.4. Oy kullanmayacağım diyenler yüzde 12.3, cevap yok diyenler ise yüzde 2.6 çıkıyor. Üçünü topladığımızda yüzde 28.3 çıkıyor. GENAR’da kararsızlar ana muhalefet partisi konumunda.

2- BETİMAR- Kararsızım yüzde 9.4, oy kullanmayacağım yüzde 4.2, geçersiz oy atacağım yüzde 1.1, cevap yok yüzde 3.5 çıkıyor. Topladığımızda yüzde 18.2’ye ulaşıyor. Bu oran Betimar’da daha düşük çıkıyor.

3- ASAL- Kararsızım yüzde 18.8, oy kullanmayacağım yüzde 15.4, cevap yok yüzde 3.6 çıkıyor. Yüzde 37.8’e ulaşıyor. ASAL Araştırma’da ise iktidara aday gözüküyor.

Bunları neden verdim? Kararsızların oranında bir katılaşma var. İktidarın da muhalefetin de bu veriyi dikkate alması gerekiyor. Çünkü ikna edilmesi gereken önemli bir kitle var. Kararsızları kim yanına çekerse seçimi kazanır. Özellikle de AK Parti’nin bu veriyi masaya yatırmasında fayda var. Çünkü kararsızların yüksek olduğu durumlar her türlü sürprize açık demektir. Bunlar henüz seçim olmadığı için kararsız mı yoksa oy vereceği partiyi söylemek istemiyor mu? Ya da bir dip dalga mı?

Bu başlık bana ait değil. Çünkü böyle iddialı bir şey söylemem.

Bu söz YENİ Partili milletvekillerine ait. Tabii ki tamamı değil ama hatırı sayılı bir grup milletvekili, “Ekrem bitti” diyor.

YENİ Parti, Ekrem İmamoğlu’nun partisi değil mi? CHP’den Ekrem İmamoğlu için ayrıldılar. Ekrem İmamoğlu adına CHP’yi böldüler.

Ama bir grup milletvekilinin geldiği nokta “Ekrem artık bitti”.

YENİ Parti milletvekilleri bu kanaate nasıl ulaştı? Ekrem İmamoğlu, İBB yolsuzluk ve rüşvet davasında 4 gün süren bir savunma yaptı. Beklenti Ekrem İmamoğlu’nun tüm iddİaları tek tek çürüteceği yönündeydi. Ekrem İmamoğlu öyle bir savunma yapacak ki Silivri’de küllerinden yeniden doğacak diye düşünüyorlardı. Öyle belgeler ortaya koyacak, öyle tanıklar konuşturacak ki iddialar tek tek çöp olacak diye bekliyorlardı. İmamoğlu davasının bir Dreyfus davasına dönüşeceğini umut ediyorlardı. Ama olmadı. Dağ fare doğurdu. Ekrem İmamoğlu tek bir belge ortaya koyamadı, hakkındaki yolsuzluk ve rüşvet iddialarını çürütemedi. Sadece iki villayla ilgili rakam verdi, o da batırdı. “Şirketim satın almış” dedi. Verdiği rakamların satıştan çok sonra yapılan muvazalı bir sözleşme olduğu ortaya çıktı. Dreyfus savunması bekledikleri Ekrem İmamoğlu’nun polemikten öteye geçmediğini gördüler. “Dilekçiğim seni seviyorum” demekle kamuoyunu ikna edemedi. Bırakın kamuoyunu kendisi için CHP’den ayrılan YENİ Parti milletvekillerinin bir kısmını da ikna edemedi.
Tam bir hayal kırıklığına neden oldu. YENİ Parti milletvekillerinin bir kısmı Meclis kulislerindeki sohbetlerde ”Bizim Ekrem bitti” diye konuşmaya başladı.

Bu arada Ekrem İmamoğlu’nun ekibinde de çözülmeler başladı. İki ismi biliyorum. Onlar Özgür Özel’in ekibine geçtiler. Bunlar güce tapan tipler. Güç neredeyse oradalar. YENİ Parti’de Özgür Özel’in ağırlığı arttı.

ERDOĞAN İLE HOCASI BULUŞUNCA NE KONUŞTULAR

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın dostlarına karşı vefasını zaman zaman hatırlatıyorum. Çünkü Erdoğan vefalı bir lider. Vefasını da her fırsatta gösteriyor. Önceki gün İmam Hatip Okulu’nda Kuranı Kerim hocası olan “Kasımpaşalı Kemal Efendi”yi ziyaret etti. Adı Ali Kemal Hut Hoca ama “Kemal Efendi” olarak biliniyor. Kemal Efendi de Cumhurbaşkanı Erdoğan da Kasımpaşalı, o nedenle aralarında ayrı bir bağ var. Ama Kemal Efendi’nin Cumhurbaşkanı Erdoğan’a ilgisi sadece eski öğrencisi olması ya da Kasımpaşalılıkla ilgili değil. Kemal Efendi’nin ilim meclislerinde Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Müslümanlar için büyük bir nimet olduğunu anlattığı söyleniyor. Zaten Cumhurbaşkanı Erdoğan ile görüşmelerinde de İslam dünyasının içinde bulunduğu durumu konuşmuşlar.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bizi bu günlere getiren önce yüce Allah’ın yardımı, sonra aziz milletimizin desteği, daha sonra da irşat ve ikaz görevlerini layıkıyla yapan gönül dostlarımızın varlığıdır” demişti. Erdoğan’ın hocası Kemal Efendi’nin böyle bir gönül dostu olduğu söyleniyor.