Bilim insanları, fiziğin temel yasalarının daha iyi anlaşılmasını sağlayabileceğini söyledikleri dünyanın ilk nükleer saatlerini geliştirdi. Bu iki cihaz, zamanı atom çekirdeğinin içinde protonlar ve nötronlar arasındaki geçişleri kullanarak, ışığı izlemek suretiyle ölçen en yeni tür atom saatleri olarak tanımlanıyor.

Yeni nükleer saatler, zamanı ölçmek için lazerler kullanarak atom çekirdeğindeki parçacıkları manipüle ediyor ve böylece zamanı tanımlıyor.

Oldukça hassas zaman ölçümleri için uzun süredir kullanılan atom saatlerinin ilk örnekleri 1949’da geliştirildi ve isimlerinin çağrıştırdığına rağmen nükleer füzyon ya da fisyon süreçlerinden yararlanmıyor.

Nükleer saatlerin çalışma prensibi, ışık ile atom çekirdeği arasındaki etkileşime dayanıyor. Atom çekirdeğinin atomun tamamından yaklaşık 100 bin kat daha küçük olması, dış elektrik alanları ve çevresel etkenlerden daha az etkilenmesini sağlıyor. Bu özellik sayesinde çekirdekteki enerji geçişlerinin daha kararlı bir zaman referansı oluşturabileceği değerlendiriliyor. Bilim insanları, özellikle toryum-229 elementinin bu teknoloji için uygun özelliklere sahip olduğunu belirtiyor.