Selçuk Üniversitesi'nin 60 bini aşkın öğrencisiyle hem bölgesinin hem Türkiye'nin en önemli öğretim merkezlerinden biri olduğunu söyleyen Kurtulmuş, Anadolu'nun ortasında parlayan bu üniversitenin kuruluşundan bu yana emeği geçenlere şükranlarını dile getirdi.
Cumhuriyetin ilk asrının en önemli sorununun terör konusu olduğunu vurgulayan Kurtulmuş, "Türkiye'nin yaklaşık 50 yılını alan, on binlerce insanı hayattan kopartan, binlerce gencecik evladımızın genç yaşta toprağa düşmesine vesile olan, şehitlerimize ve gazilerimize mal olan, bunun ötesinde de ortaya çıkardığı alternatif maliyetleriyle 2 trilyon doların üstünde, en mütevazı hesaplamalarla, büyük bir maliyete katlanmamıza vesile olan bir belayı Allah'ın izniyle başımızdan savıyor, Türkiye'nin prangalarından kurtulması için adımlarımızı atıyoruz." ifadelerini kullandı.
Kurtulmuş, Terörsüz Türkiye sürecinin 86 milyonun ortak meselesi, ortak hedefi ve Türkiye'nin geleceği için en önemli atılımlardan biri olduğunun altını çizdi.
Terör sonunun hallolması için geçen dönemlerde de Türkiye'de nice siyasetçilerin emek sarf ettiğini dile getiren Kurtulmuş, bu teşebbüslerin hepsinin, içeriden ve dışarıdan birtakım karanlık odaklar tarafından engellendiğini, bazı yıllarda ortaya konulan birtakım siyasi suikastlarla da bu süreçlerin başlamadan bitirildiğini belirtti.
Kurtulmuş, "Şimdi devlet aklı ve millet vicdanının bir araya gelmesiyle bugün bu sorunun çözülebilmesi için önemli adımlar atıldı ve büyük mesafeler alındı." dedi.
TBMM Başkanı Kurtulmuş, güvenlik kuvvetlerinin son yıllarda hem yurt içinde hem yurt dışında teröre karşı etkin mücadelesinde alınan sonuçların sürecin bu noktaya gelmesinde büyük payının olduğunu ifade etti.
Büyük türbülansların, çatışmaların yaşandığı bir dönemde Türkiye’nin, bu coğrafyada güçlü durmaktan başka çaresinin bulunmadığının altını çizen Kurtulmuş, Türkiye’nin iç kaleyi tahkim etme inancının da sürecin en önemli motivasyonlarından birisini teşkil ettiğini belirtti.
Kurtulmuş, "Dünyada bu kadar büyük problemlerle uğraşan, bölgesinin lideri olan ve küresel bir aktör olmaya namzet Türkiye'nin içeride oyalanıp kaybedeceği ve iç çekişmelerle harcayacağı ne vakti vardır ne de imkanı vardır. İç kalemizi tahkim edeceğiz ve yolumuza devam edeceğiz. Bu kararlılık sadece siyasi bir kararlılık değildir. Sayın Cumhurbaşkanımızın bundan iki sene evvel dile getirdiği bu kararlılık aynı zamanda bir devlet politikası haline gelmiştir." diye konuştu.
"ARAPLAR, TÜRKLER, KÜRTLER, DİĞER BÜTÜN UNSURLARIYLA, BU TOPRAKLARIN ASLİ SAHİPLERİYİZ"
Dünyadaki gelişmelere paralel olarak İsrail'in bölgedeki yayılmacı politikalarının da kabul edilemez noktaya geldiğini anlatan Kurtulmuş, İsrail’in Gazze'yi işgalle başladığı süreçte hemen hemen bölgedeki birçok ülkeye doğrudan saldırdığını, birçok ülkeyi silahlarıyla vurduğunu ifade etti.
Kurtulmuş, sözlerini şöyle sürdürdü: "Türkiye olarak, bu coğrafyanın en önemli ülkesi olarak diyoruz ki İsrail boşuna ham hayaller peşinde koşmasın. Bu coğrafyada İsrail'e arz-ı mevud kurdurulmayacak, arz-ı mevuda asla ulaşamayacaklardır. Çünkü Türk milleti olarak biliyoruz ki Allah hiçbir toprağı hiçbir millete vadetmedi. Bütün bu topraklar, onların arz-ı mevud diye hayal gördükleri topraklar, içinde yaşayan halkların kendi ülkeleridir, kendi vatanlarıdır. Araplar, Türkler, Kürtler, diğer bütün unsurlarıyla birlikte bu toprakların asli sahipleriyiz ve İsrail bu topraklara asla hükümran olamayacak, asla egemen olamayacaktır."
Arz-ı mevudun bu kadar aşikar edilmesinin de Türkiye'nin iç kaleyi tahkim etmesini hayati bir zorunluluk haline getirdiğini belirten Kurtulmuş, "Hangi gerekçeyle olursa olsun hiçbir ayrılık bu milletin milli menfaatlerine hizmet etmeyecektir. Onun için diyoruz ki farklılıklarımızı gerçekten zenginlik vesilesi olarak kabul edeceğiz ve inşallah bölgede ve dünyadaki bu büyük türbülansa rağmen ayakları yere sağlam basan, güçlü bir Türkiye olarak yolumuza devam edeceğiz. Bu çerçevedeki en önemli engel olarak duran terör örgütlerinin Türkiye'ye yapmış olduğu tehditleri de bütünüyle bertaraf edeceğiz." dedi.
Terörsüz Türkiye sürecinde devlet aklıyla ve millet aklının bir araya gelmesinin önemine dikkati çeken Kurtulmuş, "Bu meselenin başından itibaren bir devlet politikası haline gelmesi için olağanüstü gayret sarf eden Sayın Cumhurbaşkanımıza bütün milletimiz adına şükranlarımızı bir kere daha ifade ediyorum. Sürecin en zorlu yerlerinde vermiş olduğu olağanüstü destek dolayısıyla da Sayın Devlet Bahçeli'ye milletimiz adına şükranlarımı ifade ediyorum. Aynı şekilde diğer bütün siyasi partilerin başkanları ve yöneticileri de bu sürece fevkalade önemli destek vermişler ve Türkiye'de güçlü bir sürecin yönetilmesine vesile olmuşlardır." ifadesine yer verdi.
TBMM’de kurulan Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu'nun çalışmalarına da işaret eden Kurtulmuş, şu değerlendirmelere yer verdi:
"Komisyon raporunun hazırlanma süreci, komisyonun toplanma süreci, Türkiye demokrasisi bakımından fevkalade önemli bir aşamayı ortaya çıkardı. Dünya siyasetine örnek olacak, dünyadaki birçok çatışma çözümleri bakımından da inanıyorum ki üniversitelerde ders olarak okutulacak bir süreci başarıyla gerçekleştirdik. Meclisteki partilerimizin biri hariç hepsinin katılımıyla sağlanan 50 kişilik komisyonda, büyük bir olgunluk, büyük bir demokratik olgunlukla herkes kendisine en aykırı fikirleri bile dinledi, bunların hepsi milletin önünde açık bir şekilde dile getirildi, hepsi tutanak altına alındı, ondan sonra da yapılan müzakerelerle bir komisyon raporu ortaya çıktı. Komisyon raporu da 50 milletvekilimizin 47'sinin oyuyla kabul edildi. Bu, Türkiye demokrasisinde görülmemiş bir şeydir, çok taraflı diplomasinin önemli bir örneğidir, müzakereci demokrasinin çarpıcı bir uygulamasıdır. Partilerin kendi görüşlerini korumakla birlikte başkalarının görüşlerini de rahatlıkla müzakere edebileceğinin fevkalade güzel bir uygulamasıdır."
Kurtulmuş, süreçte emeği geçen bütün milletvekillerine ve komisyon üyelerine teşekkür ederek, "Bu, diyalogla demokrasinin en zor meselesinin çözülebileceğini de ortaya koymuştur. Şunu söyleyeyim, bu meseleyi çözebilen Türkiye Büyük Millet Meclisi, Allah'ın izniyle önündeki en ağır, en zor meseleleri de fevkalade güzel bir şekilde çözüme kavuşturur." dedi.
Sürecin yürütülmesine ilişkin yasanın TBMM'de 467 milletvekilinin oyuyla kabul edildiğini anımsatan Kurtulmuş, "Her biri farklı siyasi kanaatlere sahip olan bu kadar geniş bir kitlenin aynı noktada ittifak etmesi, gerçekten fevkalade değerlidir. Türkiye demokrasisinin ve Türkiye siyasetinin de olgunluğunu gösteriyor. Şunu da çok açık söyleyeyim, Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde 467'ye kalkmış olan oy, birliğe, beraberliğe, kardeşliğe ve Türkiye'nin geleceğine kaldırılmış olan bir oydur. Bundan sonra inşallah çok daha güçlü bir şekilde ülke yoluna devam edecektir." diye konuştu.
"BİR ASIR EVVEL DAĞILAN PARÇALARIMIZI TOPLUYORUZ"
TBMM Başkanı Kurtulmuş, Terörsüz Türkiye'nin, terörsüz bölgenin de teminatı olacağına işaret ederek, Suriye ve Irak’taki gelişmelere dikkati çekti.
"Şimdi biz Terörsüz Türkiye, terörsüz bölge projesiyle bir asır evvel dağılan parçalarımızı topluyor, dağıtılan halkları bir araya getiriyor ve ortak hedefe yöneltiliyoruz." diyen Kurtulmuş, "Elin oğlunun cetvellerle çizdiği bu bölgeyi dağıtmak onların hakkı olacak da bu coğrafyayı toparlamak aziz Türk milletinin hakkı olmayacak mı? Bu bizim hakkımız olmaktan öte ödevimizdir. Dağılan parçalarımızı birleştireceğiz, toparlayacağız ve hep beraber aynı istikamete yürüyeceğiz. Bu topraklardaki her bir halk bizim bir parçamızdır." ifadelerini kullandı.
Dağılan parçaları birleştireceklerini, toparlayacaklarını ve hep beraber aynı istikamete yürüyeceklerini dile getiren Kurtulmuş, şunları kaydetti:
"Suriye Suriyelilerindir, Irak Iraklılarındır, Lübnan Lübnanlılarındır, İran İranlılarındır, Türkiye de bütün bunların hepsinin gönüllerinin bağlı olduğu medeniyet merkezidir. Herkes kendi yerinde ağırdır. Bu dostlarımız kendi ülkelerinde başarılı olsunlar, güçlü olsunlar ama herkes bir bütünün parçaları olsun. Onun için biz aslında Terörsüz Türkiye ve terörsüz bölge meselesi ile dağıtılan parçalarımızı bir asır sonra toplamaya başlıyoruz. Ben hep şunu söyledim, bir kez daha burada söylüyorum. Bu, bizim için sadece bir yasama faaliyeti ya da sadece bir siyasi faaliyet değildi. Raporun kabul edilmesi, kapının açılması, aralanması, yasanın 467 oyla kabul edilmesi bir kapının ardına kadar açılmasıydı. Yeni bir dönemin hemen başındayız. Bu dönem kardeşlik dönemidir. Bu dönem birlik dönemidir. Bu dönem farklılıkları elimine etme dönemidir. Bu dönem ortak hedeflerde bütünleşme dönemidir. Bu dönem barış dönemidir. Bu dönem silahların değil, dillerin, gönüllerin konuştuğu bir dönemdir.”
Kurtulmuş, sürecin başarıyla devamı için provokasyonlara karşı dikkatli olunması ve ayrıştırıcı dil kullanılmaması gerektiğinin de altını çizerek, şöyle konuştu:
"Çok net söylüyorum, ayrılıkçı bir dile asla artık aramızda yer olmamalıdır, olmayacaktır. Aynı şekilde ayrımcı bir dile de asla ihtiyacımız yoktur, yer de yoktur. Eğer bunları başarabilirsek çok kısa bir süre içerisinde Türkiye’nin bu meseleyi tamamen geride bıraktığını, tamamen çözdüğünü göreceğiz ve Allah’ın izniyle aziz milletimizin, Cumhuriyet’in ilk asrındaki en büyük sorununu tamamıyla, sonuçlarıyla birlikte ortadan kaldırmış olacağız. İnşallah Cumhuriyet’in ikinci asrı birliğin, beraberliğin, kardeşliğin, bölgesinde büyük bir güç olan Türkiye’nin ve dünyanın süper güçlerinden birisi olan Türkiye’nin yüzyılı olacaktır. Allah yolumuzu açık etsin. Allah sözümüzü kuvvetli eylesin. Birliğimizi, beraberliğimizi daim eylesin."
Törende Konya Valisi İbrahim Akın ve SÜ Rektörü Prof. Dr. Hüseyin Yılmaz da konuşma yaptı.
Törene AK Parti Konya Milletvekilleri Hasan Ekici, Mehmet Baykan, Meryem Göka, Mustafa Hakan Özer, Ziya Altunyaldız ve Konya Büyükşehir Belediye başkanı Uğur İbrahim Altay da katıldı.
TBMM Başkanı Kurtulmuş, açılış töreninin ardından SÜ Rektörü Prof. Dr. Hüseyin Yılmaz'ı da ziyaret etti.




