Muş'ta, yakalandığı meme kanserini yaklaşık iki yıllık tedavinin ardından yenen diyetisyen Semiha Ekinci Pirinç, erken teşhis ve tedavinin önemine dikkati çekerek kadınlara mücadeleyi bırakmamaları çağrısında bulundu.

Malatya'da evliliğinin ilk yılında eşiyle gelecek hayalleri kurduğu sırada, 26 yaşındayken meme kanseri tanısı konulan Pirinç, hayatının en güzel döneminde kendisini zorlu hastalık mücadelesinin içinde buldu.

Ankara, Malatya ve Elazığ'da sürdürdüğü yaklaşık iki yıllık tedavi boyunca mesleğini bırakmadan kanserle mücadele eden Pirinç, bir gün anne olabilme umudunu da hiç kaybetmedi.

Tedavinin zorluğuna rağmen iyileşeceğine inancını koruyan Pirinç, iyileştikten 6 ay sonra kızını kucağına alarak anne olma hayaline kavuştu.

Bugün 8 yaşında kız çocuğu annesi olan 37 yaşındaki Pirinç, kanserle mücadele edenlere umut olmak için yaşam öyküsünü paylaşıyor, erken teşhis ve tedavinin önemine dikkati çekerek mücadeleyi bırakmamaları çağrısında bulunuyor.

Pirinç, AA muhabirine, meme kanseri tanısını televizyonda izlediği farkındalık programının ardından muayene olmasıyla öğrendiğini söyledi.

Kanser olduğunu öğrenmesiyle hayatının değiştiğini anlatan Pirinç, "Arkadaşlarım ben üzülürüm, ağlarım diye bazı önlemler almışlardı. Acildeki arkadaşları çağırmışlardı. Ben bilmiyordum, sonucumun iyi olduğunu düşündüm. Hastaneye ilk gittiğimde birkaç arkadaşım ağlıyordu. 'Niye ağlıyorsunuz?' dedim. 'Yoğun bakımda biri ölmüş.' falan dediler. Bir baktım, masada bir kağıt duruyor. O an anladım, patoloji sonucum olduğunu. 'Onu bana verin. Kendinizi zorlamayın, sıkıntıya sokmayın.' dedim. Oturdum, kağıdı elime aldım, baktım. 'Kaderde ne varsa onu yaşarız.' dedim." şeklinde konuştu.

Kanser olduğunu ikinci evrede öğrendiğini belirten Pirinç, erken tanının önemine dikkati çekti.

"Erken evre önemli. O yüzden elle muayeneyi hiç aksatmamak gerekiyor. Herkesin sürekli yapması gerekiyor. Ben normalde yapıyordum. O ara hayat yoğunluğundan birkaç ay aksatmış bulundum ve o arada kitle büyüyüp ikinci evreye geçti. Ankara'da ameliyat oldum, kemoterapi ve radyoterapi tedavisini ise Malatya ve Elazığ'da sürdürdüm. Üzüldüm ama hastalığı yeneceğime inandım ancak çocuğum olur mu, bunu çok merak ediyordum. Bir yıllık evliydim. Evimize yeni yerleşmiştik, hayallerimiz vardı. Bütün yaşıtlarımın çocukları, başka hayalleri varken bizim önümüzde bir kanser patolojisi vardı. Yol görünmüyordu, uzundu. Sorduğum kişiler zor olduğunu söylüyordu. Ben de tutunacak bir umut arıyordum. Bir an 'Buraya kadarmış.' hissi gelmedi değil ama o hemen gitti. 'Bu hikaye buradan devam edecekmiş.' diye düşündüm ama 'Yok, benimki buraya kadar değil. Ben bunu baştan yazacağım.' dedim."

Tedavi sürecinde sabretmenin önemini daha iyi anladığını vurgulayan Pirinç, "Ne olursa olsun umudunu yitirmemek gerekiyor. Tedavimin tamamlanmasının üzerinden 10 yıl geçti ve bugün 8 yaşındaki kızımla yaşamımı sürdürüyorum. 'Ben iyileşeceğim' diyeceksiniz. Öyle ya da böyle iyileşeceksiniz. Sonucun iyi olacağına baştan inandım. Yani çok yüksek bir umutla inandım. 'Sonuç iyi olacak ve ben iyileşeceğim. Kaldığım yerden hikayemi yazmaya devam edeceğim." dedim. Hastalara da söyleyeceğim bu: İnanmak ve sabretmek." diye konuştu.