Kosova Cumhuriyeti Merkez Bankası Başkanı Ahmet Ismaili, "Kosova Merkez Bankası, finans sektörünü düzenlemek, denetlemek ve yönlendirmekle yetkili tek parasal ve finansal otoritedir." dedi.
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası tarafından İstanbul Finans Merkezi'nde düzenlenen, dünyanın dört bir yanından merkez bankası başkanları ile üst düzey politika yapıcıları bir araya getiren İstanbul Ekonomi Forumu devam ediyor.
Forum kapsamında Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Başkan Yardımcısı Yusuf Emre Akgündüz moderatörlüğünde Finansal İstikrar ve Düzenlemeler başlıklı panel düzenlendi.
Ismaili, "Oldukça güçlü bir finans sektörümüz var. Kosova Merkez Bankası, finans sektörünü düzenlemek, denetlemek ve yönlendirmekle yetkili tek parasal ve finansal otoritedir." diye konuştu.
Dolayısıyla görevlerinin oldukça karmaşık olduğunu dile getiren Ismaili, sektöre bankaların hakim olduğunu belirtti.
Ismaili, ülkenin güçlü bir finans sektörüne sahip olduğunu belirterek, finans sektörünün üçte ikisini bankaların oluşturduğunu, geri kalan bölümde ise mikrofinans kuruluşları, emeklilik fonları ve sigorta şirketlerinin yer aldığını açıkladı.
Söz konusu kuruluşların tamamının Kosova Merkez Bankasının düzenleme ve denetimi altında faaliyet gösterdiğini aktaran Ismaili, finansal sistemin istikrarlı şekilde büyümeyi sürdürdüğünü ifade etti.
Ismaili, salgın dönemi ve sonrasında yaşanan çeşitli ekonomik şoklara rağmen Kosova ekonomisinin ve finansal sisteminin dayanıklılığını koruduğunu vurgulayarak, "Karşı karşıya kaldığımız şoklara rağmen toparlanmaya devam edebildik. Bunun, finansal sistemimizin dayanıklılığının önemli bir göstergesi olduğuna inanıyoruz." diye konuştu.
Ismaili, Kosova'da finans sektörünün ülke ekonomisinin büyüklüğüne kıyasla oldukça geniş bir yapıya sahip olduğunu belirterek, sektörün toplam büyüklüğünün Gayri Safi Yurt İçi Hasıla'nın (GSYH) yaklaşık yüzde 150'sine, bankacılık sektörünün ise yüzde 140'ına karşılık geldiğini söyledi.
Ülkede faaliyet gösteren 10 bankanın yüzde 80'inin yabancı sermayeli olduğunu aktaran Ismaili, bunlar arasında Türkiye'den bankaların da bulunduğunu, bankaların yaklaşık yarısının ise Avrupa Birliği ülkelerinden olduğunu ifade etti.
Ismaili, köklü uluslararası bankacılık gruplarının bir ülkede faaliyet göstermesinin önemine dikkati çekerek, "Bu gruplar sermayenin yanı sıra bilgi birikimi, risk yönetimi ve bilgi teknolojileri altyapısı gibi alanlarda da katkı sağlıyor. Biz de bundan büyük ölçüde faydalandık." açıklamasında bulundu.
Finansal istikrarın iki temel dayanağı bulunduğunu belirten Ismaili, bunlardan ilkinin mikro düzeyde denetim, diğerinin ise makroihtiyati araçlar olduğunu söyledi.
Ismaili, mikro düzeyde denetim konusunda güçlü bir kapasiteye sahip olduklarını ifade ederek, "Bu iki unsur birbirini tamamlayarak finansal istikrarı korumamıza yardımcı oluyor. Elbette ilk savunma hattının güçlü ve dayanıklı bir finans sektörü olduğuna inanıyoruz." dedi.
Kosova'nın avroyu para birimi olarak kullandığını hatırlatan Ismaili, ülkenin sınırlı kaynakları göz önüne alındığında güçlü bir finansal sisteme sahip olmasının son derece önemli olduğunu vurguladı.
Kosova ekonomisinin son yıllarda iyi bir performans sergilediğini aktaran Ismaili, GSYH büyümesinin son yıllarda yüzde 4'ün üzerinde gerçekleştiğini, bu yılın ilk bölümünde ise yüzde 4,6'ya ulaştığını bildirdi.
Ismaili, ülkede yaşanan siyasi istikrarsızlık ve diğer iç sorunlara rağmen ekonomik büyümenin olumlu sinyaller verdiğini belirterek, "İki yılda dört kez seçime gittik. Bu durum ne yazık ki hem ekonomik büyümenin hızını yavaşlattı hem de birçok reformun gecikmesine neden oldu." ifadelerini kullandı.
Kosova'nın Avrupa Birliği'ne (AB) entegrasyon sürecine güçlü şekilde bağlı olduğunu vurgulayan Ismaili, bu kapsamda hayata geçirilmesi gereken reformlarda yaşanan her gecikmenin ülke açısından kaçırılmış bir fırsat anlamına geldiğini kaydetti.
Enflasyonun ağustosta yüzde 7,2'ye yükseldiğini, bu yılki ortalamanın ise yüzde 6,5 seviyesinde olduğunu aktaran Ismaili, Avrupa Birliği'nin (AB) Kosova'nın en büyük ticaret ortağı olması nedeniyle Avrupa'daki ekonomik gelişmelerden doğrudan etkilendiklerini ifade etti.
"Enflasyonumuzun üçte ikisini ithal ediyoruz"
Ismaili, "Enflasyonumuzun üçte ikisini ithal ediyoruz. Bir bakıma enflasyon, ticaret ortaklarımızdan kaynaklanıyor." şeklinde konuştu.
Kosova'nın Avrupa ile güçlü ekonomik ve sosyal bağlara sahip olduğunu vurgulayan Ismaili, başta Almanya ve İsviçre olmak üzere çeşitli Avrupa ülkelerinde yaşayan Kosova diasporasının ülke ekonomisine önemli katkılar sağladığını belirtti.
Yurt dışında yaşayan Kosovalıların ülkeleriyle güçlü bağlarını koruduğunu anlatan Ismaili, diaspora kaynaklı döviz girişlerinin uzun yıllardır istikrarlı şekilde devam ettiğini, bu girişlerin, yaşadıkları ülkelerdeki ekonomik zorluklara rağmen yıllık yüzde 5 ila 10 arasında artış gösterdiğini bildirdi.
Ismaili, söz konusu döviz girişlerinin Kosova'nın Gayri Safi Yurt İçi Hasılasının (GSYH) yaklaşık yüzde 13'üne karşılık geldiğine işaret ederek, bunun ülke ekonomisi açısından oldukça önemli bir oran olduğunu kaydetti.
Diasporanın ekonomiye katkısının yalnızca döviz transferleriyle sınırlı olmadığını belirten Ismaili, hizmet ihracatının da bu katkının önemli kanallarından biri olduğunu söyledi.
Ismaili, farklı ülkelerden Kosova'ya dönerek yatırım yapmayı tercih eden diaspora mensuplarının ülkede çok sayıda şirketin sahibi olduğunu belirterek, bu yatırımların özellikle bilgi ve iletişim teknolojileri, dijital pazarlama ve diğer hizmet sektörlerinde yoğunlaştığını ifade etti.
Diaspora kaynaklı ekonomik katkının bir diğer önemli kanalının doğrudan yabancı yatırımlar olduğunu belirten Ismaili, bu yatırımların Kosova'nın GSYH'sinin yaklaşık yüzde 10'una karşılık geldiğini söyledi.
Doğrudan yabancı yatırımlarda da Avrupa'nın farklı ülkelerinde köklü işletmelere sahip diaspora mensuplarının önemli rol oynadığını vurgulayan Ismaili, "Doğrudan yabancı yatırımları da diaspora kaynaklı katkılara dahil ettiğimizde, diasporamızın ekonomiye toplam katkısı GSYH'nin yüzde 15 ila 20'sine ulaşabiliyor." ifadelerini kullandı.
"Eski banknotların değiştirilmesi süreci neredeyse tamamlandı"
Suriye Merkez Bankası Başkanı Safwat Raslan ise TCMB Başkanı Fatih Karahan'ın özgürleşmenin ardından ülkesini ziyaret eden ilk merkez bankası başkanı olduğunu ve Suriye Merkez Bankasında kendisini ziyaret ettiğini hatırlattı.???????
Ülkesinde bankacılık sisteminin yurt dışındaki bankalarla yeniden bağlantı kurması için pek çok temel konu olduğunu aktaran Raslan, bunlardan birinin de kara para aklama ve terörizmin finansmanıyla mücadele olduğunu anlattı.
Raslan, kara para aklama ve terörizmin finansmanıyla mücadele konusunda Suriye'nin bölgedeki en eski yasal düzenlemelerden birine sahip olduğunu hatırlatarak, "Suriye'de bu düzenleme 2003'te yürürlüğe girdi, İngiltere'de 2004'te, Almanya'da ise 2005'te." dedi.
Bu konuda sağlam bir yasal temele sahip olduklarını belirten Raslan, yakın zamanda Suriye'de üç yılı kapsayan kara para aklama ve terörizmin finansmanıyla mücadele stratejisini uygulamaya koyduklarını aktardı.
Raslan, Türkiye'den, bölgedeki diğer ülkelerden, Avrupa'dan ve Amerika'dan destek gördüklerini belirtti.
Teşkilat yapılarını yeniden düzenlemek için çalıştıklarını da aktaran Raslan, "Merkez Bankası için yurt dışından da yeni personel istihdam ettik. Yeni bir yapımız ve organizasyon şemamız var. Bütün bu adımlar, bankanın genelinde mevzuata uyumu ve kurumsal yönetişimi de güçlendiriyor." dedi.
Raslan, Suriye'de bankacılık mevzuatı üzerinde de çalışmalarının devam ettiğini vurgulayarak, birkaç hafta içinde bankacılık sektörüne yönelik yeni mevzuat stratejilerini açıklamayı planladıklarını söyledi.
Geçmişte ilişki kurdukları diğer bankalarla da yeniden bağlantı kurmaya ve hesaplarını aktif hale getirmeye çalıştıklarına da dikkati çeken Raslan, "Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasındaki, Fransa'daki ve ABD Merkez Bankasındaki (Fed) hesaplarımızı yeniden aktif hale getirdik. Şimdi de merkez bankası olarak diğer ülkelerdeki hesaplarımızı yeniden etkinleştirmek için çalışıyoruz." diye konuştu.
Raslan, Dünya Bankasıyla bankacılık ve finans sektörünün altyapısını desteklemeye yönelik yeni bir projeleri olduğunu ifade ederek, "Önümüzdeki yıllara yayılan uzun vadeli bir proje olacak. Proje kapsamında bankacılık ve ödeme sistemleri için yeni bir altyapıya da sahip olacağız." bilgisini paylaştı.
Tüm bunları son iki-üç ay gibi çok kısa bir sürede gerçekleştirdiklerini belirten Raslan, "Özgürleşmenin ardından Merkez Bankası olarak yeni banknot çalışmalarını da başlattık. Bu adım, para politikası üzerindeki kontrolümüzü güçlendirmeyi de amaçlıyor. Eski banknotların değiştirilmesi süreci neredeyse tamamlandı. Şimdi de bankacılık ve finans sektörünün tamamında kontrolü sağlayabilmek için Suriye'nin para politikasını yeniden şekillendirmeye veya güncellemeye çalışıyoruz." dedi.




