Dünyanın en tanınmış çevre fotoğrafçısı ve aktivistlerinden Yann Arthus-Bertrand objektifini gezegenin güzelliğine olduğu kadar insanın doğa üzerindeki etkisine de çeviriyor. 1992’de başladığı ‘Yeryüzü-Havadan Bir Bakış’ projesiyle 70’ten fazla ülkeyi havadan görüntüleyen fotoğrafçının aynı adlı kitabı 4 milyondan fazla sattı. Çevre bilincini yaygınlaştırmak için 2005 yılında GoodPlanet Vakfı’nı kurdu. 2009’da yayımlanan ‘Yuva’ belgeseli de yaklaşık 600 milyon izleyiciye ulaştı. Arthus-Bertrand’la 212 Photography Istanbul kapsamında buluştuk. Tophane-i Amire’deki sergisi 25 Ekim’e kadar görülebilir.
◊ ‘Yeryüzü-Havadan Bir Bakış’ projesine başladığınızda dünyayı yukarıdan görmek bakış açınızı nasıl değiştirdi?
Böyle bir proje yaptığınızda artık aynı insan olamazsınız. Hava fotoğrafçılığı gezegeni çok farklı bir açıdan gösteriyor. Ben bir sanatçı değilim. Dünyanın sürdürülebilir olmadığını anlatmaya çalışan bir gazeteciyim. Başta amacım gezegenin güzelliğini göstermekti. Ama sonunda gezegenin sorunlarını da göstermeye başladım.
◊ Fotoğrafçı olarak başladığınız kariyerinizde çevre aktivistine de dönüştünüz. Sizin için dönüm noktası neydi?
Bu yavaş yavaş oldu. Çok fazla insanla tanıştım. Jane Goodall (İngiliz primatolog, etolog ve antropolog) yakın arkadaşlarımdan biriydi. Gerçekten bir şey yapmak istediğimi hissettim. Çok insan konuşuyor ama yeterince insan harekete geçmiyor. “Bunu yapmalısınız” demek yetmez, sizin de bunu yapmanız gerekir.
◊ Sizce bugün iklim krizi konusunda gerçekten harekete geçiliyor mu?
Hayır, pek değil. Benim gibi zengin bir ülkede yaşayan insanların çok fazla şeyi var. Çok fazla arabamız, yiyeceğimiz, kıyafetimiz... Fazlasına sahip olmaya takıntılıyız. Bir inkârın içinde yaşıyoruz. Herkes biliyor. Ama inanmak istemiyoruz.
◊ Avrupa’da insanlar cam ve plastik çöplerini ayırıyor. Ama Avrupa aynı zamanda plastik atıklarını Türkiye’ye, Adana’ya gönderiyor. Bu çelişki değil mi?
Çöp artık para demek. Bu büyük bir iş. Sorun şu ki bütün hayatımız ne ürettiğimize, ne sattığımıza ve ne satın aldığımıza bağlı. Satmak zorundayız, satın almak zorundayız. Ama burada bir şey yanlış. 8 milyar insan olduk ve gezegeni yok ediyoruz. Kaynaklarını tüketiyoruz, biyoçeşitliliği ve iklimi yok ediyoruz. Et yemenin iyi olmadığını biliyorsunuz. Ama hâlâ yiyorsunuz.
Yaklaşık 15 yıldır vejetaryenim. Şimdi daha fazlasını yapmaya, vegan olmaya çalışıyorum. Her yerde tereyağı var; sabah yediğiniz kruvasanda bile. Kolay değil ama deniyorum.
◊ Bir fotoğrafçının insanların düşünme ya da davranış biçimini değiştirebileceğine inanıyor musunuz?
Hayır. Bu işi yıllardır yapıyorum. Kitabım 4 milyon sattı. ‘Yuva’yı 600 milyon kişi izledi. Çok büyük bir kitleye ulaştı ama hiçbir şey değişmedi. Bence bilgiye sahibiz ama harekete geçmiyoruz. İnsanların değişmesi çok zor. İçinde yaşadığımız konfor bedenimize işlemiş.
◊ Bunca şey gördükten sonra gelecek için hâlâ umudunuz var mı?
Ben aslında son derece kötümserim. Ukrayna’daki savaşa, İsrail ve Filistin’de olanlara bakın. İnsanların neler yapabildiğini görmek inanılmaz. Benim umudum sevgide. Afrika’da küçük bir köyde birkaç gün geçirdim. Bana hayat ve dünya hakkında çok şey öğretti. Nasıl affederiz, hayatın anlamı nedir, mutluluk nedir? Bunlar her gün kendimize sormamız gereken sorular.
◊ Ama az önce kötümser olduğunuzu söylediniz...
Sevgiye inanan bir kötümserim. Biraz kötümser bir iyimserim diyelim. Hayat inanılmaz bir şey. Güzellik manzara değildir. Güzelliği yaratan insanlardır. Veren, paylaşan, affeden insanlar...
◊ 212 Photography Istanbul kapsamında serginizi gezeceklere ne söylersiniz?
Fotoğraflara bakarken yalnızca güzelliği görmemelerini isterim. Altlarındaki metinleri de okusunlar. Çünkü orada gezegenle ilgili gerçekler var ve bence asıl önemli olan bu.
◊ Yapay zekâyla görüntü üretiminin giderek yaygınlaşmasına nasıl bakıyorsunuz?
Yapay zekânın yapabildiklerine hayranım ama benim için fotoğraf gerçeklikle ilgili. Gerçekliği değiştiriyorsanız ona artık fotoğraf değil başka bir şey demek gerekir.
◊ 80 yaşındasınız ama çok genç bir enerjiniz var. Sırrınız ne?
Sanırım hâlâ yeni şeyler üretmeye devam etmem. Dünyanın farklı yerlerinde sergiler açıyorum, şimdi de sporun insan hayatını nasıl değiştirebildiğini anlatan bir film üzerinde çalışıyorum. Ama beni asıl genç tutan şey hayattan zevk almak. Anın farkında olmaya çalışıyorum. “Şu anda mutluyum, hayattayım” diyebilmek benim için çok önemli. İster 80 yaşında olun ister 20, her günün tadını çıkarmak gerekiyor.






